Vergi Borcu Olan Miras Nasıl İşlem Görür?

Miras hukuku, vasiyet, veraset ve paylaşım süreçleri hakkında soru-cevap forumu. Uzmanlardan yanıt alın.

CrimsonCrescendo

Kayıtlı Kullanıcı
Puan 0
Çözümler 0
Katılım
27 Tem 2026
Mesajlar
214
Tepkime puanı
0
CrimsonCrescendo
Miras, sevdiklerimizin ardından geride bıraktığı maddi varlıkların yanı sıra, çoğu zaman farkında olmadığımız bir yükü de beraberinde getirir. Açıkçası çoğu kişi miras denildiğinde aklına ev, araba veya nakit para gelse de, ölen kişinin üzerinde kayıtlı olan vergi borçları ve diğer mali yükümlülükler de aynı mirasın ayrılmaz bir parçasıdır. Peki bir yakınınızı kaybettiğinizde ve ardında vergi borcuyla karşılaştığınızda ne olur? Mirasçılar bu borçlardan kişisel olarak mı sorumlu olur, yoksa mirasçıların bu yükten kurtulma imkânı var mıdır? Bu sorular, özellikle son yıllarda vergi dairesi tarafından yapılan etkin takipler nedeniyle Türkiye'de giderek daha fazla ailenin gündemine oturuyor.

Aslında Türk hukuk sisteminde kabul edilen temel ilke oldukça net: Mirasçılar, miras bırakanın borçlarından yalnızca miras yoluyla edindikleri kazanımlar oranında sorumludur. Bu kural, "mirasın reddi" gibi önemli bir hakkı da gündeme getirir. Ne var ki birçok aile, miras bırakanın vefatının ardından vergi borcu olduğunu öğrendiğinde ne yapacağını bilemiyor, süreleri kaçırıyor ve kendisini hiç beklemediği bir yükümlülükler ağı içinde buluyor. Bu makalede, vergi borcu bulunan mirasın nasıl işlem gördüğünü, mirasçıların hak ve yükümlülüklerini, başvurulabilecek yolları ve en sık yapılan hataları ayrıntılı bir şekilde ele alacağız. Karşılaşmış olduğunuz bu durumu en doğru şekilde yönetebilmeniz için bilmeniz gereken her şeyi adım adım açıklayacağız.

Temel Kavramlar ve Tanım​

Vergi borcu olan bir mirasla karşı karşıya kaldığınızda, hukuki süreci doğru yönetebilmeniz için öncelikle birkaç temel kavramı net biçimde anlamanız gerekir. Miras; ölen kişinin (muris) geride bıraktığı tüm mal varlığı, haklar, alacaklar ve borçları kapsayan bir bütündür. Bu tanımda en kritik nokta, borçların da mirasın bir parçası sayılmasıdır. Yani miras üzerinde yalnızca varlıklar üzerinden değil, aynı zamanda pasif değerler üzerinden de söz sahibi olursunuz. Vergi borçları, murisin ölümü anında tahakkuk etmiş ve kesinleşmiş olan her türlü vergi alacağını, cezaları ve gecikme faizlerini içerir.

Mirasın kabulü ve reddi konusu, bu hukuki sürecin kalbinde yer alır. Medeni Kanun'a göre mirasçılar, miras bırakanın ölümüyle birlikte mirası doğrudan kazanır; ancak üç ay içinde mirası reddetme hakkına sahiptirler. Mirasın reddi, mirasçının mirası tüm aktif ve pasifiyle birlikte geri çevirmesi anlamına gelir. Önemli olan, reddi miras kararının vergi borçlarını da kapsamasıdır. Bununla birlikte vergi hukukunda bir de "veraset ve intikal vergisi" vardır ki bu vergi, miras yoluyla veya ivazsız bir şekilde edinilen mal varlıklarının değeri üzerinden alınır ve mirasçıların asıl dikkat etmesi gereken ayrı bir yükümlülük türüdür.

Somut bir örnekle açıklamak gerekirse; bir kişinin üzerine kayıtlı bir dairesi, bir aracı ve ayrıca vergi dairesine 500 bin lira borcu bulunuyorsa, bu kişinin vefatı üzerine mirasçıları yalnızca bu daireyi değil, aynı zamanda 500 bin liralık borç yükümlülüğünü de üstlenir. Eğer mirasçılar mirası kabul ederlerse, daire ve araçtan elde edecekleri gelirle bu borcu ödemek zorunda kalabilirler. Fakat burada önemli bir ayrıntı var: Mirasçıların sorumluluğu kural olarak miras bırakanın borçlarından miras kazanımları oranındadır. Bu durum, "tereke yeterliliği" olarak bilinen bir ilkeyi gündeme getirir; yani mirasın pasifi, aktifini aşarsa mirasçılar şahsi malvarlıklarıyla sorumlu tutulmazlar.

Mirasın Reddi ve Vergi Borcundan Kurtulma Yolları​

Miras bırakanın vergi borçlarının, miras kalan malvarlığının değerini aştığı durumlarda en sık başvurulan yol mirasın reddidir. Türk Medeni Kanunu'nun 605. maddesi uyarınca, yasal ve atanmış mirasçılar, miras bırakanın ölüm tarihinden itibaren üç ay içinde mirası reddedebilirler. Bu süre hak düşürücü bir süredir ve kaçırıldığında mirasın kabul edilmiş sayılacağını bilmek gerekir. Reddi miras işlemi, mirasçının bağlı bulunduğu sulh hukuk mahkemesine sö
yle ya da yazılı dilekçe ile başvurmasıyla yapılır. Vermiş olduğunuz bu ret beyanı, miras bırakanın vefat ettiği tarihten itibaren geriye dönük olarak hüküm doğurur. Başka bir deyişle, mirası reddeden kişi hiç mirasçı olmamış gibi kabul edilir ve vergi dairesi de dahil tüm alacaklılar karşısında bu borçlardan tamamen kurtulur.

Ancak burada kritik bir ayrım yapmakta fayda var. Mirasın reddi kararı, vergi borçlarını sıfırlamaz; yalnızca mirasçının kişisel sorumluluğunu ortadan kaldırır. Vergi dairesi, reddedilen mirasın üzerindeki alacağını tahsil etmek için doğrudan tereke mallarına başvurabilir ve bu malların satışı yoluyla alacağını alma hakkına sahiptir. Uygulamada pek bilinmeyen bir ayrıntı da şudur: Mirasçılardan biri mirası reddederse, ret payı diğer mirasçılara geçer. Yani mirasçılardan birinin reddi, kalan mirasçıların sorumluluk oranını artırabilir. Bu nedenle aile içinde birlikte karar verilmesi ve herkesin aynı yönde hareket etmesi büyük önem taşır.

Öte yandan bazı hallerde mirasçılar, mirası reddetmek yerine "mirasın resmi tasfiyesini" talep edebilir. Bu yöntemde sulh hukuk mahkemesi, terekenin borçlarını belirleyip alacaklıları sıraya koyar ve tereke mallarını satarak alacaklılara ödeme yapar. Mirasçılar bu süreçte hiçbir kişisel sorumluluk üstlenmez. Şayet tereke malları tüm borçları karşılamıyorsa, alacaklıların geriye kalan alacağı yanar ve mirasçılardan tahsil edilemez. Bu seçenek, özellikle mirasta birden fazla gayrimenkul veya ticari işletme varsa ve mirasçılar bu varlıkların satışından pay almak istiyorsa, redd-i mirastan daha avantajlı olabilir.

Veraset ve İntikal Vergisi: Beyanname ve Ödeme Süreleri​

Mirasçıların sıklıkla gözden kaçırdığı bir diğer yükümlülük, veraset ve intikal vergisidir. Bu vergi, miras yoluyla ya da karşılıksız olarak edinilen mal varlıklarının değeri üzerinden hesaplanır ve miras bırakanın vergi borçlarından tamamen bağımsız bir yükümlülüktür. Yani miras bırakanın vergi dairesine borcu olmasa bile, mirasçılar edindikleri malvarlığı için veraset ve intikal vergisi beyannamesi vermek zorundadır. Bu beyanname, ölüm tarihini izleyen dört ay içinde, mirasçıların ikametgahlarının bulunduğu yer ya da malların bulunduğu yer vergi dairesine verilir. Beyannamenin verilmemesi durumunda vergi ziyaı cezası ve gecikme faizi gündeme gelir.

Veraset ve intikal vergisi oranları, mirasçının murise yakınlık derecesine göre değişen oranlarda uygulanır ve bu oranlar 2025 yılı itibarıyla evlat ile torunlar için yüzde 1 ila 10 arasında değişmektedir. Ayrıca her yıl yeniden değerleme oranıyla artan bir istisna tutarı söz konusudur. Örneğin 2025 yılı içinde gerçekleşen ölümlerde, evlatlar için veraset ve intikal vergisi istisnası belirli bir tutarın altında kalan mirasları vergi kapsamı dışında bırakır. Ancak bu istisna tutarını aşan taşınmaz, araç, hisse senedi gibi her türlü malvarlığı beyan edilmek zorundadır. Beyannamenin verilmesinin ardından vergi, üç yılda altı eşit taksitte ödenebilir; bu da mirasçılar için önemli bir esneklik sağlar.

Birçok vatandaş, miras bırakanın vergi borcu olduğunda veraset ve intikal vergisi beyannamesi vermesi gerekip gerekmediğini merak eder. Burada şu kural işler: Mirasın reddedilmediği her durumda, mirasçıların murise ait vergi borcu ne olursa olsun veraset ve intikal vergisi beyannamesi verme zorunluluğu devam eder. Üstelik veraset ve intikal vergisi, miras payı üzerinden hesaplanır ve murisin borçları, bu verginin matrahından düşülebilir. Yani mirasçı, murisin vergi borcunu beyannamesinde indirim kalemi olarak gösterebilir ve böylece ödeyeceği veraset ve intikal vergisini azaltabilir. Bu indirimin doğru yapılabilmesi için vergi dairesinden alınacak yazıların saklanması ve beyannameye eklenmesi büyük önem taşır.

Mirasçıların Vergi Borcundan Sorumluluğu ve Tereke Yeterliliği​

Miras hukukunun en çok kafa karıştıran noktalarından biri, mirasçıların sorumluluğunun sınırıdır. Birçok kişi, babasının veya eşinin vergi borcunu ödemek zorunda kalacağını düşünerek paniğe kapılır. Oysa Türk Medeni Kanunu'nun 625. maddesi gereği, mirası kayıtsız şartsız kabul eden mirasçılar dahi, tereke borçlarından yalnızca miras kazanımları oranında sorumludur. Bu ilkeye "tereke yeterliliği" adı verilir. Örneğin murisin 1 milyon lira değerinde dairesi, 2 milyon lira vergi borcu varsa, mirasçı daireyi teslim alır, ancak borcun tamamını kendi cebinden ödemek yerine dairenin satışından elde edilen tutarla sınırlı bir sorumluluk üstlenir.

Bu kuralın istisnası, mirasçıların kötü niyetli davranması veya terekeyi gizlemesidir. Eğer mirasçılar, murise ait malvarlığını vergi dairesinden kaçırmak amacıyla gizler veya başka birine devrederse, bu durumda kişisel sorumluluk gündeme gelir. Yargıtay kararları da bu yöndedir; terekeye ait bir taşınmazı gizleyen mirasçı, terekenin tamamından şahsen sorumlu tutulabilir. Dolayısıyla mirasçıların, murise ait tüm banka hesaplarını, taşınmaz kayıtlarını ve araçları eksiksiz şekilde beyan etmeleri hem hukuki hem de cezai açıdan kritik bir gerekliliktir.

Gelir vergisi, kurumlar vergisi ve KDV gibi yıllık beyana dayanan vergilerde mirasçıların sorumluluğu ayrı bir rejime tabidir. Murisin ölümüyle birlikte vergilendirme dönemi sona erer ve mirasçılar, murisin ölüm tarihine kadar elde ettiği gelirler için ölüm tarihini izleyen dört ay içinde mirasçı adına beyanname vermek zorundadır. Bu beyanname üzerinden hesaplanan vergi, mirasçılardan tereke üzerinden tahsil edilir. Uygulamada en sık karşılaşılan sorun, murisin kira geliri veya ticari kazancı bulunmasına rağmen mirasçıların bu gelirleri beyan etmemesidir. Gelir İdaresi Başkanlığı'nın günümüzde dijital veri eşleştirme sistemleri sayesinde bu tür beyan dışı gelirler kısa sürede tespit edilmekte ve cezalı tarhiyatla karşılaşılmaktadır.

Vergi Dairesi Takipleri, Haciz ve İcra Süreçleri​

Miras bırakanın vefatının ardından vergi dairesi, muris adına kesinleşmiş vergi borçlarıyla ilgili takip başlatabilir. Bu takip, öncelikle muris adına kayıtlı malvarlıklarına haciz konulmasıyla başlar. Vergi dairesi, mirasçılara doğrudan ödeme emri göndermeden önce muris adına düzenlenmiş ödeme emrini terekeye tebliğ eder. Eğer muris adına kayıtlı malvarlığı bulunamıyorsa veya yetersizse, vergi dairesi mirasçıların adreslerini araştırarak mirasçılar adına ödeme emri düzenler. Bu noktada mirasçıların, mirası süresi içinde reddetmediğini tespit eden vergi dairesi, mirasçıların kendi malvarlıklarına da haciz uygulayabilir.

Vefat tarihi itibarıyla murisin vergi borcu varsa ve mirasçılar üç aylık süre içinde reddi miras talebinde bulunmamışlarsa, vergi dairesinin mirasçıların malvarlığına haciz koyması yasal olarak mümkündür. Ancak bu hacizde dahi tereke ile sınırlı sorumluluk ilkesi korunur. Mirasçı, üzerine haciz konulan malının terekeden elde edilen kazanımla ilgisi olmadığını iddia ve ispat ederse, haczin kaldırılması için vergi mahkemesinde dava açabilir. Bu dava sürecinde mirasçının elinde, reddi miras ya da tasfiyeye ilişkin mahkeme kararı bulunması süreci büyük ölçüde hızlandırır ve güçlendirir.

Vergi borçlarında zamanaşımı da mirasçıların lehine işleyen bir mekanizmadır. Vergi Usul Kanunu'na göre, tarh zamanaşımı süresi beş yıldır ve bu süre sonunda vergi alacağı zaman aşımına uğrar. Ölüm tarihinden sonra vergi dairesinin beş yıl içinde tarhiyat yapmaması durumunda, mirasçılar bu borçtan kurtulabilir. Ancak unutmamak gerekir ki kesinleşmiş vergi borçlarında bu süre farklı işler ve tahsil zamanaşımı, ödeme emrinin tebliğinden itibaren işlemeye başlar. Bu nedenle uzman bir mali müşavirden ya da vergi hukukçusundan destek almak, sürelerin doğru hesaplanması ve hakkın kaybedilmemesi için şarttır.

Sık Yapılan Hatalar ve Dikkat Edilmesi Gerekenler​

Vergi borçlu miras işlemlerinde yapılan en büyük hata, üç aylık reddi miras süresinin kaçırılmasıdır. Mirasçılar, vefatın ardından yaşadıkları üzüntü nedeniyle bu süreyi gözden kaçırabilir; oysa bu süre dolduğunda miras kayıtsız şartsız kabul edilmiş sayılır. Özellikle murisin çok sayıda borcu varsa ve mirasçılar bu borçların tamamını bilmiyorsa, üç ay içinde sulh hukuk mahkemesine başvurmak en garantili yoldur. Bazı mirasçılar ise "borçlarımız çok, zaten mahkeme bizi korur" düşüncesiyle hiçbir işlem yapmaz; bu da hatalı bir yaklaşımdır çünkü mahkemenin koruması ancak mirasçı tarafından usulüne uygun bir başvuru yapıldığında devreye girer.

İkinci sık hata, murisin tüm borçlarının yalnızca vergi
borçlarından ibaret sanılmasıdır. Oysa miras, banka kredileri, kredi kartı borçları, kira borçları ve hatta tedarikçilere ödenmemiş faturalar gibi özel hukuk alacaklarını da kapsar. Vergi dairesi dışındaki alacaklılar da yasal takip başlatabilir ve mirasçılardan ödeme talep edebilir. Bu yüzden vefat eden kişinin tüm mali durumunu, sadece vergi borçlarını değil, tüm borç envanterini çıkarmak gerekir. Aksi hâlde mirasçılar, ileride karşılaşacakları sürpriz icra takipleriyle uğraşmak zorunda kalır.

Bir diğer önemli hata, veraset ve intikal vergisi beyannamesi vermeyi unutmak ya da ertesi yıla bırakmaktır. Bazı mirasçılar, mirası reddedecekleri için bu beyannameyi vermeye gerek olmadığını düşünse de, reddedilen mirasta dahi mirasçıların beyan yükümlülüğü devam edebilir. Özellikle mirasın kısmen kabul edildiği veya tasfiye sürecinin sürdüğü durumlarda beyanname süresi kaçırıldığında cezalı tarhiyatla karşılaşılır. Üstelik bu cezalar, vergi aslının yanında gecikme faiziyle birlikte tahsil edildiğinden mirasçılar için ciddi bir maddi külfete dönüşebilir.

Mirasçıların en kritik ihmali ise profesyonel destek almadan işlem yapmaya çalışmalarıdır. Vergi borçlu miras süreçleri; Medeni Kanun, Vergi Usul Kanunu ve İcra İflas Kanunu'nun iç içe geçtiği teknik bir alandır. Bir yanlış beyan veya bir günlük süre kaçırma, mirasın tamamının kaybedilmesine neden olabilir. Ayrıca internetten edinilen kulaktan dolma bilgilerle hareket etmek, mirasçıları çoğu zaman daha da zor duruma sokar. Oysa bir mali müşavir veya vergi hukukçusu, süreci doğru yöneterek hem zaman hem de para tasarrufu sağlar.

Uzman Önerileri ve İpuçları​

Vergi borcu olan bir mirasla karşılaştığınızda atmanız gereken adımları, alanında uzman kişilerin deneyimlerinden yola çıkarak şu şekilde sıralayabiliriz:

Öncelikle vefat tarihinden itibaren üç ay içinde mirasın reddi için sulh hukuk mahkemesine başvurun. Bu süreyi kaçırmamak, ileride doğabilecek tüm sorumluluklara karşı en güçlü kalkanı oluşturur. Başvuruyu bizzat yapabileceğiniz gibi bir avukat vekaletiyle de gerçekleştirebilirsiniz.

İkinci olarak miras bırakanın tüm borçlarını ve malvarlığını eksiksiz şekilde tespit edin. Tapu kayıtları, trafik tescil belgeleri, banka hesapları, kredi kayıtları ve vergi dairesi borç sorgulama sistemi üzerinden detaylı bir araştırma yapın. Borçların aktiften fazla olup olmadığını net biçimde ortaya koyun.

Mirasın reddine karar verdiyseniz, bu kararı aile içinde birlikte alın ve herkesin aynı süre içinde başvurmasını sağlayın. Bir mirasçının reddetmesi, ret payının diğer mirasçılara geçmesine yol açacağından, bireysel kararlar zincirleme etkilere neden olabilir.

Murisin vergi borçlarını öğrenmek için doğrudan bağlı olduğu vergi dairesinden yazılı olarak "borcu yoktur" veya "borç dökümü" belgesi talep edin. Bu belge hem veraset ve intikal vergisi beyannamesinde indirim kalemi olarak kullanılır hem de mirasçıların sorumluluğunu netleştirir.

Veraset ve intikal vergisi beyannamesini süresi içinde vermeyi ihmal etmeyin. Beyannameyi kendiniz vermek yerine bir yeminli mali müşavire hazırlatmanız, matrahın doğru hesaplanmasını ve istisnaların eksiksiz uygulanmasını sağlar. Böylece gereksiz cezalardan kaçınmış olursunuz.

Mirası kabul etmeye karar verdiyseniz, tereke ile kişisel malvarlığınızı kesin çizgilerle ayırın. Murisin borçlarını kendi cebinizden ödemeyin; önce tereke mallarının satışıyla bu borçları kapatmaya çalışın. Aksi takdirde ileride bu ödemelerin iadesini talep etmek hukuken oldukça zorlaşır.

Vergi dairesinden gelen ödeme emirlerini asla görmezden gelmeyin. Ödeme emrine itiraz için yasal süre yedi gündür ve bu süre içinde vergi mahkemesinde dava açılabilir. Dava açılmadığı takdirde ödeme emri kesinleşir ve haciz süreci başlar.

Mirasın resmi tasfiyesi yolunu mutlaka değerlendirin. Özellikle terekenin borç yükü aktifini aşıyorsa, tasfiye yoluyla mirasçılar hiçbir kişisel yükümlülük altına girmeden alacaklıların tatmin edilmesi sağlanır. Bu süreç sulh hukuk mahkemesi tarafından yürütülür ve mirasçıların dahil olması şart değildir.

Son olarak, veraset ve intikal vergisinde taksit imkânından mutlaka yararlanın. Beyannameyi verdikten sonra vergiyi üç yıla yayarak altı eşit taksitte ödeyebilirsiniz. Taksitleri zamanında ödeyerek faiz yükünden kurtulun ve vergi dairesiyle ilişkilerinizi düzenli tutun.

Sıkça Sorulan Sorular​

Vergi borcu olan bir mirası reddedersem, vergi borcu da silinir mi?​

Mirasın reddi, vergi borcunu ortadan kaldırmaz; yalnızca mirasçının kişisel sorumluluğunu sona erdirir. Vergi dairesi alacağını, miras bırakanın terekesi üzerinden tahsil etmeye devam eder. Tereke malları borcu karşılamazsa, kalan kısım tahsil edilemez ve vergi dairesi alacağını kaybeder. Bu nedenle reddi miras, mirasçı için en kesin korumayı sağlar.

Mirası reddetmek için üç ay geçerse ne olur?​

Üç aylık süre hak düşürücü niteliktedir. Bu süre içinde reddi miras başvurusu yapılmazsa, miras kayıtsız şartsız kabul edilmiş sayılır ve mirasçı, murisin tüm borçlarından sorumlu hâle gelir. Ancak mirasçının, murisin ölümü sırasında miras açıldığını bilmediği durumlarda, öğrenme tarihinden itibaren üç ay içinde başvuru yapma hakkı doğabilir. Bu durumu ispat etmek için elinizde geçerli bir delil bulunmalıdır.

Murisin vergi borcu mirasçının kendi malvarlığından tahsil edilebilir mi?​

Kural olarak hayır. Mirasçı, tereke borçlarından yalnızca miras payı oranında sorumludur. Ancak mirasçının, tereke mallarını gizlemesi veya kötü niyetli devirler yapması hâlinde bu sınır aşılır ve tamamından kişisel sorumluluk doğar. Ayrıca reddi miras süresi kaçırılmışsa ve miras kabul edilmişse, mirasçının şahsi malvarlığına da haciz uygulanabilir.

Veraset ve intikal vergisi beyannamesi nereye ve ne zaman verilir?​

Beyanname, miras bırakanın ölüm tarihinden itibaren dört ay içinde verilmelidir. Başvuru yeri, mirasçının ikametgahının bulunduğu yer vergi dairesidir; ancak gayrimenkul birden fazla ildeyse, malların bulunduğu yer vergi dairesine de beyanname verilebilir. Beyannamenin verilmemesi hâlinde vergi ziyaı cezası ve gecikme faizi uygulanır.

Miras bırakanın vergi borcu, veraset ve intikal vergisi matrahından düşülebilir mi?​

Evet. Mirasçılar, murisin vergi dairesine olan kesinleşmiş borçlarını, veraset ve intikal vergisi beyannamesinde indirim olarak gösterebilir. Bunun için vergi dairesinden alınan borç dökümü belgesinin beyannameye eklenmesi gerekir. Bu indirim sayesinde mirasçılar, hem vergi borcunu terekeden öder hem de ödeyeceği veraset ve intikal vergisini azaltır.

Sonuç​

Vergi borcu olan bir mirasla karşılaşmak, hiç kuşkusuz zor ve kaygı verici bir durumdur. Ancak Türk hukukunun sunduğu imkânlar doğru kullanıldığında, mirasçılar hem haklarını koruyabilir hem de gereksiz yüklerin altına girmekten kaçınabilir. En önemli kural, mirasın reddi ve tasfiyesi gibi sürelerde zamanında harekete geçmektir. Bu haklar belirli sürelere bağlı olduğundan, birkaç günlük gecikme bile telafisi güç sonuçlar doğurabilir.

Miras hukukunda "borçlu miras" düşüncesi korkutucu gelse de, modern hukuk sistemleri mirasçıları koruyacak mekanizmalar geliştirmiştir. Tereke yeterliliği ilkesi sayesinde mirasçıların cebinden çıkan para, miras kalan varlıklarla sınırlıdır. Bu nedenle panik yapmak yerine, bir uzmandan destek alarak adım adım ilerlemek en sağlıklı yaklaşımdır. Sonuç olarak, vergi borçlu bir mirasın işlem sürecini doğru yöneterek hem ailenizin maddi geleceğini koruyabilir hem de sevdiğiniz kişinin mirasını huzur içinde tasfiye edebilirsiniz.
 
Geri