HibiscusMagnolia
Kayıtlı Kullanıcı
Mirasınızı kime bırakacağınıza karar vermek, çoğu insan için hayatının en hassas ve kritik kararlarından biridir. Ancak yasalar, bu kararı tek taraflı bir vasiyetname ile sınırlamaz; size çok daha güçlü bir araç sunar: miras sözleşmesiyle mirasçı atama. Bu yöntem, noter huzurunda veya resmi vasiyetname şeklinde yapılan, iki taraflı ve bağlayıcı bir anlaşmadır. Sözleşme imzalandığı anda, miras bırakan tek taraflı olarak bu sözleşmeyi değiştirme veya ortadan kaldırma hakkını kaybeder. Bu durum, özellikle belirli bir mirasçıyı güvence altına almak isteyen veya aile şirketlerinin devamlılığını sağlamak isteyen kişiler için hayati önem taşır.
Örneğin, ikinci evliliğini yapmış ve ilk eşinden çocukları olan bir baba düşünün. Tek taraflı bir vasiyetname ile mal varlığının tamamını yeni eşine bıraksa bile, çocuklar saklı pay sahibi oldukları için bu vasiyetnameyi mahkemede iptal ettirebilir. İşte tam bu noktada miras sözleşmesi devreye girer. Baba, eşiyle birlikte notere giderek bir miras sözleşmesi imzalar ve eşini belirli bir taşınmaz üzerinde mirasçı atar. Bu sözleşme, hem babanın ölümü halinde eşin hakkını garanti altına alır hem de çocukların saklı paylı mirasçı olarak haklarını korur, böylece olası bir aile içi anlaşmazlığın önüne geçer.
anan mirasçı, miras bırakanın sağlığında bir edim (örneğin bakım, nafaka ödemesi veya belirli bir işin yapılması) üstlenebilir ya da herhangi bir karşılık olmaksızın sadece mirasçı olarak atanabilir. Bu yönüyle miras sözleşmesi, hem bir ölüme bağlı tasarruf hem de iki taraflı bir hukuki işlem niteliği taşır. Sözleşmenin geçerliliği için resmî vasiyetname şeklinde düzenlenmesi zorunludur; yani noter huzurunda, iki tanık eşliğinde imzalanmalıdır. Aksi halde sözleşme geçersiz sayılır.
Miras sözleşmesiyle mirasçı atama, vasiyetnameden farklı olarak, miras bırakanın iradesini tek taraflı olarak değiştirememesi nedeniyle daha güçlü bir güvence sunar. Örneğin, bir baba, bakımını üstlenen kızını mirasçı atadığı bir sözleşme yaparsa, daha sonra başka bir vasiyetname ile bu sözleşmeyi ortadan kaldıramaz. Bu bağlayıcılık, özellikle uzun vadeli taahhütler veya aile şirketlerinin devri gibi durumlarda büyük avantaj sağlar. Bununla birlikte, tarafların anlaşması halinde sözleşme karşılıklı olarak feshedilebilir veya belirli şartlar altında (örneğin, atanan mirasçının miras bırakana karşı ağır bir suç işlemesi) tek taraflı olarak iptal edilebilir.
Sözleşmenin geçerliliği için miras bırakanın ayırt etme gücüne sahip olması ve resmî şekil şartlarına uyulması gerekir. Ayrıca, sözleşme konusu mal varlığının belirli ve mümkün olması, hukuka ve ahlaka aykırı olmaması şarttır. Örneğin, bir kişinin tüm mal varlığını, onu öldürmesi karşılığında mirasçı ataması geçersizdir. Miras sözleşmesi, aynı zamanda bir aile şirketinin devamlılığını sağlamak için de sıkça kullanılır. Bir işletme sahibi, sadece bir çocuğunu mirasçı atayarak şirketin bölünmesini önleyebilir ve diğer çocuklara denkleştirme veya nakit ödeme yapabilir.
Pratikte, miras sözleşmesi genellikle aile içi anlaşmazlıkları önlemek için tercih edilir. Örneğin, bir baba, tüm çocuklarını miras sözleşmesiyle eşit payda mirasçı atayarak, vasiyetnamede yapılan değişikliklerin yaratacağı belirsizliği ortadan kaldırabilir. Ancak bu durumda bile saklı pay kuralları geçerlidir; yani miras bırakan, saklı paylı mirasçılarını tamamen devre dışı bırakamaz. Vasiyetname ise daha esnek bir araçtır; miras bırakan, ölüm anına kadar iradesini değiştirebilir. Bu esneklik, bazen aile içi anlaşmazlıklara yol açabilir çünkü mirasçılar, vasiyetnamenin son anda değiştirilebileceği endişesiyle hareket eder.
Dezavantajları ise bağlayıcılığın getirdiği esneklik kaybıdır. Miras bırakan, sözleşmeyi imzaladıktan sonra maddi durumu değişse veya mirasçıyla arası bozulsa bile sözleşmeden tek taraflı olarak dönemez. Bu durum, özellikle beklenmedik olaylar karşısında mağduriyet yaratabilir. Ayrıca, miras sözleşmesi hazırlamak vasiyetnameye göre daha maliyetlidir; noter ücreti, tanık ücreti ve avukat masrafları daha yüksektir. Bir diğer dezavantaj, sözleşmenin feshi veya iptali durumunda mahkeme sürecinin uzun ve masraflı olmasıdır. Örneğin, atanan mirasçının bakım yükümlülüğünü yerine getirmemesi halinde, miras bırakanın sözleşmeyi feshetmesi için mahkemeye başvurması gerekir ki bu zaman alabilir.
Pratikte sıkça karşılaşılan bir durum, miras bırakanın tüm mal varlığını bir bakıcıya bırakması ancak çocuklarının saklı paylarının ihlal edilmesidir. Mahkeme, bu durumda çocukların saklı paylarını korur ve sözleşmenin bu kısmını geçersiz sayar. Miras sözleşmesi, ayrıca miras bırakanın borçlarından da etkilenir. Mirasçı, mirası kabul ederse, miras bırakanın borçlarından sınırsız sorumlu olur. Bu nedenle, miras sözleşmesi yaparken, miras bırakanın borç durumunun da incelenmesi gerekir. Aksi halde, mirasçı beklenmedik borç yükü altına girebilir.
Uygulamada, miras sözleşmesi genellikle aile içi anlaşmalarda veya bakım karşılığında kullanılır. Örneğin, yaşlı bir kişi, bakımını üstlenecek bir akrabasıyla miras sözleşmesi yaparak, ona belirli bir evi veya birikimini bırakır. Bu durumda, bakıcı kişi, bakım yükümlülüğünü yerine getirmezse, miras bırakan mahkemeye başvurarak sözleşmeyi feshettirebilir. Bir diğer yaygın kullanım alanı, aile şirketlerinin devridir. Şirket sahibi, yalnızca bir çocuğunu mirasçı atayarak şirketin hisselerinin bölünmesini önler. Diğer çocuklara ise denkleştirme amacıyla nakit veya başka mal varlığı bırakılır.
İptal davası ise sözleşmenin yapıldığı sırada bir hata, hile veya tehdit varsa açılabilir. Örneğin, miras bırakan, bakıcı tarafından kandırılarak sözleşme imzalamışsa, bir yıl içinde iptal davası açabilir. Ayrıca, sözleşme yapıldığı sırada miras bırakanın ayırt etme gücü yoksa (örneğin, demans hastasıysa), sözleşme baştan itibaren geçersiz sayılır. Bu tür durumlarda, mirasçılar veya ilgil
i kişiler, bir yıl içinde iptal davası açarak sözleşmenin geçersizliğini talep edebilir. Mahkeme, sözleşmenin yapıldığı andaki koşulları değerlendirir ve irade sakatlığı tespit edilirse sözleşmeyi iptal eder. İptal kararı geçmişe etkili olduğu için, sözleşme hiç yapılmamış sayılır ve miras yasal miras hükümlerine göre paylaştırılır.
2. Sözleşme metninde kullanılan dilin açık ve net olduğundan emin olun. “Mirasçım olarak atıyorum” gibi genel ifadeler yerine, hangi mal varlığının kime bırakıldığını somut olarak belirtin. Örneğin, “Ankara’daki 123 ada 456 parsel sayılı taşınmazı oğlum Ahmet’e bırakıyorum” şeklinde yazmak, olası yorum farklılıklarını önler.
3. Saklı pay oranlarını mutlaka hesaplayın ve sözleşmeyi bu oranlara göre tasarlayın. Bir çocuğun saklı payı yasal miras payının yarısı iken, eşin saklı payı dörtte bir veya sekizde bir olabilir (medeni duruma göre). Bu oranları ihlal eden bir sözleşme, tenkis davasına konu olur.
4. Edim yüklü bir sözleşme yapıyorsanız (örneğin bakım karşılığı), edimin ne olduğunu, ne sıklıkla ve nasıl yerine getirileceğini ayrıntılı olarak yazın. “Bakım sağlanacaktır” gibi muğlak ifadelerden kaçının. Ayrıca, edimin ifa edilmemesi halinde uygulanacak yaptırımları da sözleşmeye ekleyin.
5. Miras sözleşmesi imzaladıktan sonra, sözleşmenin bir nüshasını güvenli bir yerde (örneğin noterde veya avukat ofisinde) saklayın. Ayrıca, sözleşmenin varlığını ve içeriğini güvendiğiniz bir yakınınıza bildirin. Ölümünüz halinde sözleşmenin bulunamaması, mirasçılar arasında anlaşmazlığa yol açabilir.
6. Miras sözleşmesini, vasiyetname ile birlikte kullanmayı düşünün. Örneğin, belirli bir mirasçıyı sözleşmeyle atarken, diğer mirasçılara vasiyetname ile ek mal bırakabilirsiniz. Ancak dikkat edin: Sözleşme ile çelişen bir vasiyetname geçersiz sayılır. Bu nedenle her iki belgenin uyumlu olması şarttır.
7. Eğer aile şirketiniz varsa, miras sözleşmesini bir hisse devir sözleşmesi ile destekleyin. Sadece miras sözleşmesi yapmak, şirketin yönetim yapısını tam olarak güvence altına almayabilir. Ayrıca, diğer mirasçılara denkleştirme yaparak, dava riskini azaltabilirsiniz.
8. Miras sözleşmesi yaptıktan sonra maddi durumunuz değişirse, sözleşmeyi güncellemek için karşı tarafla anlaşarak yeni bir sözleşme yapın. Tek taraflı değişiklik yapma hakkınız olmadığını unutmayın. Bu nedenle, sözleşmeyi imzalamadan önce gelecekteki olası değişiklikleri değerlendirin.
9. Noter huzurunda sözleşme imzalarken, iki tanığın da sözleşmenin içeriğini bilmesi gerekir. Tanıkların, miras bırakanın ayırt etme gücünü teyit etmesi önemlidir. Tanık olarak akraba veya mirasçı olmayan kişileri seçmek, çıkar çatışmasını önler.
10. Vergisel boyutu ihmal etmeyin. Miras sözleşmesi yoluyla yapılan devirler, bazı durumlarda veraset ve intikal vergisine tabidir. Ancak, bakım karşılığı yapılan sözleşmelerde vergi muafiyeti olabilir. Bir mali müşavir veya vergi uzmanına danışarak, vergi yükünüzü minimize edebilirsiniz.
Örneğin, ikinci evliliğini yapmış ve ilk eşinden çocukları olan bir baba düşünün. Tek taraflı bir vasiyetname ile mal varlığının tamamını yeni eşine bıraksa bile, çocuklar saklı pay sahibi oldukları için bu vasiyetnameyi mahkemede iptal ettirebilir. İşte tam bu noktada miras sözleşmesi devreye girer. Baba, eşiyle birlikte notere giderek bir miras sözleşmesi imzalar ve eşini belirli bir taşınmaz üzerinde mirasçı atar. Bu sözleşme, hem babanın ölümü halinde eşin hakkını garanti altına alır hem de çocukların saklı paylı mirasçı olarak haklarını korur, böylece olası bir aile içi anlaşmazlığın önüne geçer.
Temel Kavramlar ve Tanım
Miras sözleşmesi, Türk Medeni Kanunu’nun 527. ve devamı maddelerinde düzenlenen, miras bırakanın bir kişiyle (mirasçı atanan veya lehine tasarruf yapılan kişi) karşılıklı iradelerini açıklayarak yaptığı bir ölüme bağlı tasarruftur. Bu sözleşmenin en belirleyici özelliği, iki taraflı olması ve miras bırakanın tek başına sözleşmeden dönememesidir. Başka bir deyişle, bir kez imzalandığında, miras bırakanın ölümüne kadar geçerli olan bağlayıcı bir hukuki belge haline gelir. Miras bırakan, sözleşmede belirtilen mirasçıyı atar veya ona belirli bir mal veya alacak hakkı bırakır. Karşılığında ise atanan mirasçı, miras bırakanın sağlığında bir edim (örneğin bakım, nafaka ödemesi veya belirli bir işin yapılması) üstlenebilir ya da herhangi bir karşılık olmaksızın sadece mirasçı olarak atanabilir. Bu yönüyle miras sözleşmesi, hem bir ölüme bağlı tasarruf hem de iki taraflı bir hukuki işlem niteliği taşır. Sözleşmenin geçerliliği için resmî vasiyetname şeklinde düzenlenmesi zorunludur; yani noter huzurunda, iki tanık eşliğinde imzalanmalıdır. Aksi halde sözleşme geçersiz sayılır.
Miras sözleşmesiyle mirasçı atama, vasiyetnameden farklı olarak, miras bırakanın iradesini tek taraflı olarak değiştirememesi nedeniyle daha güçlü bir güvence sunar. Örneğin, bir baba, bakımını üstlenen kızını mirasçı atadığı bir sözleşme yaparsa, daha sonra başka bir vasiyetname ile bu sözleşmeyi ortadan kaldıramaz. Bu bağlayıcılık, özellikle uzun vadeli taahhütler veya aile şirketlerinin devri gibi durumlarda büyük avantaj sağlar. Bununla birlikte, tarafların anlaşması halinde sözleşme karşılıklı olarak feshedilebilir veya belirli şartlar altında (örneğin, atanan mirasçının miras bırakana karşı ağır bir suç işlemesi) tek taraflı olarak iptal edilebilir.
Miras Sözleşmesinin Türleri ve Şartları
Miras sözleşmesi üç ana türe ayrılır: olumlu (mirasçı atama veya belirli mal bırakma), olumsuz (mirastan çıkarma) ve edim yüklü (ivazlı) miras sözleşmesi. Olumlu sözleşmede miras bırakan, bir kişiyi mirasçı olarak atar veya ona belirli bir mal vasiyet eder. Olumsuz sözleşme ise bir kişinin mirastan çıkarılmasını düzenler; ancak bu durumda bile saklı paylı mirasçıların hakları korunur. Edim yüklü sözleşmede ise atanan mirasçı, miras bırakana karşı bir edim (örneğin bakım, nafaka) üstlenir. Bu tür sözleşmelerde, edimin ifa edilmemesi halinde sözleşme feshedilebilir.Sözleşmenin geçerliliği için miras bırakanın ayırt etme gücüne sahip olması ve resmî şekil şartlarına uyulması gerekir. Ayrıca, sözleşme konusu mal varlığının belirli ve mümkün olması, hukuka ve ahlaka aykırı olmaması şarttır. Örneğin, bir kişinin tüm mal varlığını, onu öldürmesi karşılığında mirasçı ataması geçersizdir. Miras sözleşmesi, aynı zamanda bir aile şirketinin devamlılığını sağlamak için de sıkça kullanılır. Bir işletme sahibi, sadece bir çocuğunu mirasçı atayarak şirketin bölünmesini önleyebilir ve diğer çocuklara denkleştirme veya nakit ödeme yapabilir.
Miras Sözleşmesi ile Vasiyetname Arasındaki Farklar
En temel fark, bağlayıcılık düzeyidir. Vasiyetname, miras bırakan tarafından her zaman tek taraflı olarak değiştirilebilir veya iptal edilebilir. Oysa miras sözleşmesi iki taraflı bir anlaşma olduğu için, miras bırakanın tek başına sözleşmeden dönme hakkı yoktur. Bu durum, sözleşmeye taraf olan kişiye (örneğin bakımını üstlenen bakıcıya) büyük bir güvence verir. Ayrıca, vasiyetname herhangi bir zamanda yapılabilirken, miras sözleşmesi ancak resmî şekilde düzenlenebilir ve noter onayı gerektirir. Bir diğer fark ise, miras sözleşmesinin iptali için mahkemeye başvurma sürecinin daha karmaşık olmasıdır. Sözleşme, ancak tarafların anlaşması veya kanunda belirtilen özel sebepler (örneğin, ağır kusur, ifa imkânsızlığı) ile feshedilebilir.Pratikte, miras sözleşmesi genellikle aile içi anlaşmazlıkları önlemek için tercih edilir. Örneğin, bir baba, tüm çocuklarını miras sözleşmesiyle eşit payda mirasçı atayarak, vasiyetnamede yapılan değişikliklerin yaratacağı belirsizliği ortadan kaldırabilir. Ancak bu durumda bile saklı pay kuralları geçerlidir; yani miras bırakan, saklı paylı mirasçılarını tamamen devre dışı bırakamaz. Vasiyetname ise daha esnek bir araçtır; miras bırakan, ölüm anına kadar iradesini değiştirebilir. Bu esneklik, bazen aile içi anlaşmazlıklara yol açabilir çünkü mirasçılar, vasiyetnamenin son anda değiştirilebileceği endişesiyle hareket eder.
Miras Sözleşmesinin Avantajları ve Dezavantajları
Avantajları arasında ilk sırada, bağlayıcılık sayesinde mirasçıya güvence sağlaması gelir. Özellikle bakım sözleşmelerinde, bakıcı kişi, miras bırakanın ölümüne kadar emek harcar ve karşılığında miras hakkı elde eder. Sözleşme olmadan, miras bırakan vasiyetnameyi değiştirerek bakıcıyı mirastan mahrum bırakabilir. Ayrıca, miras sözleşmesi, aile şirketlerinin devrinde de avantajlıdır. Şirket sahibi, tek bir mirasçıyı atayarak şirketin bölünmesini önler ve diğer mirasçılara denkleştirme yapar. Bu sayede şirketin yönetimi ve sürekliliği korunur. Bir diğer avantaj, miras sözleşmesinin vergisel avantajlar sağlayabilmesidir. Belirli durumlarda, miras sözleşmesi yoluyla yapılan devirler, veraset vergisi açısından daha düşük oranlara tabi olabilir.Dezavantajları ise bağlayıcılığın getirdiği esneklik kaybıdır. Miras bırakan, sözleşmeyi imzaladıktan sonra maddi durumu değişse veya mirasçıyla arası bozulsa bile sözleşmeden tek taraflı olarak dönemez. Bu durum, özellikle beklenmedik olaylar karşısında mağduriyet yaratabilir. Ayrıca, miras sözleşmesi hazırlamak vasiyetnameye göre daha maliyetlidir; noter ücreti, tanık ücreti ve avukat masrafları daha yüksektir. Bir diğer dezavantaj, sözleşmenin feshi veya iptali durumunda mahkeme sürecinin uzun ve masraflı olmasıdır. Örneğin, atanan mirasçının bakım yükümlülüğünü yerine getirmemesi halinde, miras bırakanın sözleşmeyi feshetmesi için mahkemeye başvurması gerekir ki bu zaman alabilir.
Miras Sözleşmesinin Hukuki Sonuçları ve Saklı Pay Sorunu
Miras sözleşmesiyle atanan mirasçı, miras bırakanın ölümüyle birlikte mirası kazanır. Ancak bu kazanım, diğer mirasçıların saklı pay haklarını ortadan kaldırmaz. Türk Medeni Kanunu'na göre, altsoy (çocuklar ve torunlar), eş ve anne-baba belirli oranlarda saklı paya sahiptir. Örneğin, bir çocuğun saklı payı yasal miras payının yarısıdır. Miras bırakan, miras sözleşmesiyle bu saklı payları ihlal edemez. Eğer sözleşme, saklı payı zedeliyorsa, saklı paylı mirasçılar tenkis davası açarak haklarını alabilir. Bu nedenle, miras sözleşmesi hazırlanırken saklı pay oranları dikkatlice hesaplanmalıdır.Pratikte sıkça karşılaşılan bir durum, miras bırakanın tüm mal varlığını bir bakıcıya bırakması ancak çocuklarının saklı paylarının ihlal edilmesidir. Mahkeme, bu durumda çocukların saklı paylarını korur ve sözleşmenin bu kısmını geçersiz sayar. Miras sözleşmesi, ayrıca miras bırakanın borçlarından da etkilenir. Mirasçı, mirası kabul ederse, miras bırakanın borçlarından sınırsız sorumlu olur. Bu nedenle, miras sözleşmesi yaparken, miras bırakanın borç durumunun da incelenmesi gerekir. Aksi halde, mirasçı beklenmedik borç yükü altına girebilir.
Miras Sözleşmesi Nasıl Hazırlanır ve Uygulanır?
Miras sözleşmesi hazırlamak için öncelikle bir avukata danışmak şarttır. Avukat, miras bırakanın mal varlığını, mirasçılarını ve saklı pay oranlarını belirler. Ardından, sözleşmenin türüne karar verilir: mirasçı atama mı, belirli mal bırakma mı, yoksa edim yüklü sözleşme mi? Sözleşme metni hazırlandıktan sonra, noter huzurunda, iki tanık eşliğinde imzalanır. İmza anında miras bırakanın ayırt etme gücüne sahip olduğu noter tarafından tespit edilir. Sözleşme imzalandıktan sonra, noter tarafından bir nüsha taraflara verilir. Ayrıca, sözleşmenin tercihen bir avukat tarafından saklanması veya noterde muhafaza edilmesi önerilir.Uygulamada, miras sözleşmesi genellikle aile içi anlaşmalarda veya bakım karşılığında kullanılır. Örneğin, yaşlı bir kişi, bakımını üstlenecek bir akrabasıyla miras sözleşmesi yaparak, ona belirli bir evi veya birikimini bırakır. Bu durumda, bakıcı kişi, bakım yükümlülüğünü yerine getirmezse, miras bırakan mahkemeye başvurarak sözleşmeyi feshettirebilir. Bir diğer yaygın kullanım alanı, aile şirketlerinin devridir. Şirket sahibi, yalnızca bir çocuğunu mirasçı atayarak şirketin hisselerinin bölünmesini önler. Diğer çocuklara ise denkleştirme amacıyla nakit veya başka mal varlığı bırakılır.
Miras Sözleşmesinin İptali ve Feshi
Miras sözleşmesi, tarafların anlaşmasıyla her zaman feshedilebilir. Bunun için yine resmî şekil şartı aranır; yani noter huzurunda yapılmalıdır. Ayrıca, kanunda belirtilen özel durumlarda tek taraflı fesih mümkündür. Örneğin, atanan mirasçı, miras bırakana karşı ağır bir suç işlerse (örneğin, öldürmeye teşebbüs, ağır yaralama), miras bırakan sözleşmeyi feshedebilir. Yine, atanan mirasçının iflas etmesi veya borçlarını ödeyemez hale gelmesi de fesih sebebi sayılabilir. Edim yüklü sözleşmelerde, edimin ifa edilmemesi halinde miras bırakan, ihtar çekerek sözleşmeyi feshedebilir. Bu ihtarın ardından, belirli bir süre içinde edim yerine getirilmezse, sözleşme kendiliğinden sona erer.İptal davası ise sözleşmenin yapıldığı sırada bir hata, hile veya tehdit varsa açılabilir. Örneğin, miras bırakan, bakıcı tarafından kandırılarak sözleşme imzalamışsa, bir yıl içinde iptal davası açabilir. Ayrıca, sözleşme yapıldığı sırada miras bırakanın ayırt etme gücü yoksa (örneğin, demans hastasıysa), sözleşme baştan itibaren geçersiz sayılır. Bu tür durumlarda, mirasçılar veya ilgil
i kişiler, bir yıl içinde iptal davası açarak sözleşmenin geçersizliğini talep edebilir. Mahkeme, sözleşmenin yapıldığı andaki koşulları değerlendirir ve irade sakatlığı tespit edilirse sözleşmeyi iptal eder. İptal kararı geçmişe etkili olduğu için, sözleşme hiç yapılmamış sayılır ve miras yasal miras hükümlerine göre paylaştırılır.
Uzman Önerileri ve İpuçları
1. Miras sözleşmesi yapmadan önce mutlaka bir avukata danışın. Avukat, mal varlığınızı, saklı pay oranlarınızı ve olası vergisel yükümlülükleri değerlendirerek size en uygun sözleşme türünü önerecektir. Kendi başınıza hazırlayacağınız bir sözleşme, hukuki geçersizlik veya tenkis davalarına yol açabilir.2. Sözleşme metninde kullanılan dilin açık ve net olduğundan emin olun. “Mirasçım olarak atıyorum” gibi genel ifadeler yerine, hangi mal varlığının kime bırakıldığını somut olarak belirtin. Örneğin, “Ankara’daki 123 ada 456 parsel sayılı taşınmazı oğlum Ahmet’e bırakıyorum” şeklinde yazmak, olası yorum farklılıklarını önler.
3. Saklı pay oranlarını mutlaka hesaplayın ve sözleşmeyi bu oranlara göre tasarlayın. Bir çocuğun saklı payı yasal miras payının yarısı iken, eşin saklı payı dörtte bir veya sekizde bir olabilir (medeni duruma göre). Bu oranları ihlal eden bir sözleşme, tenkis davasına konu olur.
4. Edim yüklü bir sözleşme yapıyorsanız (örneğin bakım karşılığı), edimin ne olduğunu, ne sıklıkla ve nasıl yerine getirileceğini ayrıntılı olarak yazın. “Bakım sağlanacaktır” gibi muğlak ifadelerden kaçının. Ayrıca, edimin ifa edilmemesi halinde uygulanacak yaptırımları da sözleşmeye ekleyin.
5. Miras sözleşmesi imzaladıktan sonra, sözleşmenin bir nüshasını güvenli bir yerde (örneğin noterde veya avukat ofisinde) saklayın. Ayrıca, sözleşmenin varlığını ve içeriğini güvendiğiniz bir yakınınıza bildirin. Ölümünüz halinde sözleşmenin bulunamaması, mirasçılar arasında anlaşmazlığa yol açabilir.
6. Miras sözleşmesini, vasiyetname ile birlikte kullanmayı düşünün. Örneğin, belirli bir mirasçıyı sözleşmeyle atarken, diğer mirasçılara vasiyetname ile ek mal bırakabilirsiniz. Ancak dikkat edin: Sözleşme ile çelişen bir vasiyetname geçersiz sayılır. Bu nedenle her iki belgenin uyumlu olması şarttır.
7. Eğer aile şirketiniz varsa, miras sözleşmesini bir hisse devir sözleşmesi ile destekleyin. Sadece miras sözleşmesi yapmak, şirketin yönetim yapısını tam olarak güvence altına almayabilir. Ayrıca, diğer mirasçılara denkleştirme yaparak, dava riskini azaltabilirsiniz.
8. Miras sözleşmesi yaptıktan sonra maddi durumunuz değişirse, sözleşmeyi güncellemek için karşı tarafla anlaşarak yeni bir sözleşme yapın. Tek taraflı değişiklik yapma hakkınız olmadığını unutmayın. Bu nedenle, sözleşmeyi imzalamadan önce gelecekteki olası değişiklikleri değerlendirin.
9. Noter huzurunda sözleşme imzalarken, iki tanığın da sözleşmenin içeriğini bilmesi gerekir. Tanıkların, miras bırakanın ayırt etme gücünü teyit etmesi önemlidir. Tanık olarak akraba veya mirasçı olmayan kişileri seçmek, çıkar çatışmasını önler.
10. Vergisel boyutu ihmal etmeyin. Miras sözleşmesi yoluyla yapılan devirler, bazı durumlarda veraset ve intikal vergisine tabidir. Ancak, bakım karşılığı yapılan sözleşmelerde vergi muafiyeti olabilir. Bir mali müşavir veya vergi uzmanına danışarak, vergi yükünüzü minimize edebilirsiniz.