CoralRhythm
Kayıtlı Kullanıcı
Bilgi Kutusu
Miras paylaşım sözleşmesi, mirasçılar arasında terekenin nasıl bölüneceğini belirleyen hukuki bir belgedir. Bu sözleşme, aile içi uyuşmazlıkları önler, mahkeme süreçlerini ortadan kaldırır ve herkesin kendi rızasıyla bir paylaşım modeli oluşturmasını sağlar. Özellikle birden fazla mirasçının olduğu durumlarda, taşınmaz mallar, banka hesapları, araçlar ve işletmeler gibi varlıkların adil bir şekilde dağıtılması için kritik bir araçtır. Türk Medeni Kanunu'nun ilgili maddelerine dayanarak hazırlanan bu sözleşme, noter huzurunda veya mahkeme onayı ile resmiyet kazanır ve taraflar için bağlayıcıdır.
Miras bırakanın ölümünden sonra ortaya çıkan mal paylaşımı süreci, çoğu zaman duygusal çatışmalara ve hukuki karmaşaya yol açar. İnsanlar miras kalan evin kimde kalacağı, arazinin nasıl bölüneceği veya bir aile şirketinin yönetiminin kime devredileceği gibi konularda anlaşmazlığa düşebilir. İşte tam bu noktada miras paylaşım sözleşmesi devreye girer. Bu sözleşme, mirasçıların kendi aralarında yaptıkları bir anlaşma olarak, hem
hem duygusal yükü hafifletir hem de taraflar arasında güven ortamını pekiştirir. Her mirasçının kendi payını bilmesi ve kabul etmesi, ileride doğabilecek sürpriz iddiaları büyük ölçüde engeller.
Örneğin üç kardeşe kalan bir apartman dairesi, miras paylaşım sözleşmesi olmazsa her üçünün de ortak mülkiyetinde olur. Daireyi satmak istediklerinde üçünün de imzası gerekir, aksi halde satış gerçekleşmez. Oysa bir sözleşme ile kardeşlerden biri daireyi alır, diğerine araba, diğerine nakit para verilerek paylaşım yapılırsa herkes kendi malı üzerinde tam yetki sahibi olur. Bu sözleşme aynı zamanda mirasçılar arasında denkleştirme yapılmasına da olanak tanır; örneğin bir kardeş daha önce babasından bağış olarak bir ev almışsa, bu değer miras payından düşülerek diğer mirasçılara fazladan pay verilebilir.
Ayrıca sözleşmeye konu olan taşınmaz mallar varsa, sözleşmenin tapu müdürlüğünde tescil edilmesi gerekir. Noterde düzenlenen sözleşme, tapuda da işlem görerek her bir mirasçının payına düşen taşınmazın mülkiyeti ayrı ayrı tescil edilir. Bu işlem yapılmazsa sözleşme sadece mirasçılar arasında geçerli olur, üçüncü kişilere karşı ileri sürülemez. Örneğin bir mirasçı, sözleşmeyle kendisine verilen evi tapuda adına tescil ettirmezse, o evi başka birine satan diğer mirasçıya karşı korunamaz. Bu nedenle sözleşme sonrası tescili ihmal etmemek kritik öneme sahiptir.
Örneğin 2023 yılında İstanbul’da bir ailede üç kardeşe kalan 3 katlı bir bina için sözleşme yapılmamış. Kardeşlerden biri binada otururken diğerleri satış istemiş. Anlaşma sağlanamayınca satış davası açılmış, mahkeme 2 yıl sürmüş, bilirkişi raporları alınmış, ihale yapılmış ve bina düşük fiyata satılmış. Oysa sözleşme ile bir kardeş binayı alıp diğerlerine nakit ödeme yapsaydı hem zaman hem para kaybı önlenebilirdi. Ayrıca sözleşme olmayınca mirasçılar arasında alacak-borç ilişkileri de karmaşık hale gelir; örneğin bir kardeşin terekeden harcama yapması veya malı kullanması durumunda diğerleri denkleştirme talep edebilir, bu da ek davalara yol açar.
Ayrıca mirasçılar arasında taşınmaz takası yapılırsa, takas edilen malların değerleri arasındaki fark üzerinden harç hesaplanır. 2024 yılı itibarıyla tapu harcı oranı alıcı ve satıcıdan ayrı ayrı %2 olmak üzere toplam %4’tür. Sözleşmede bu maliyetlerin kim tarafından karşılanacağının açıkça belirtilmesi gerekir. Aksi halde ileride vergi dairesiyle veya tapu müdürlüğüyle yaşanacak sorunlar sözleşmenin uygulanmasını geciktirebilir.
Uzlaşma sağlanamazsa mahkemede ortaklığın giderilmesi davası açılır. Mahkeme, terekede bulunan malların aynen bölünmesine (fiziken bölünebiliyorsa) veya satılarak bedelinin paylaştırılmasına karar verir. Ancak bu yol hem maliyetli hem de zaman alıcıdır. Bir diğer seçenek ise mirasçılardan birinin diğerlerinin payını satın almasıdır. Bu, sözleşme olmadan da mümkün olsa da yine bir satış sözleşmesi yapılmasını gerektirir. En sağlıklı çözüm, herkesin katılımıyla bir miras paylaşım sözleşmesi hazırlamak ve imzalamaktır.
Bir başka örnek: Ankara’da bir aileye kalan 4 tarla ve 1 ev. Mirasçı sayısı 5 kişi. Sözleşme ile tarlalar fiziken bölünmüş (her birine belirli bir parsel), ev ise en büyük kardeşe verilmiş, diğer kardeşler evin değeri kadar ek tarla payı almıştır. Bu sayede herkes kendi parselini istediği gibi ekip biçme veya satma hakkına kavuşmuştur. Sözleşme olmasaydı tarlalar ortak mülkiyette kalacak, ekim-dikim kararları bile ortak alınacak ve sürtüşme kaçınılmaz olacaktı.
"Doğrudan noter veya tapu müdürlüğünde işlem görür." ifadesiyle bitirip devam edelim. Vasiyetnamenin geçerliliği için resmi vasiyetnamede noter, el yazısı vasiyetnamede ise mahkeme onayı gerekirken, miras paylaşım sözleşmesi doğrudan tarafların imzasıyla bağlayıcı hale gelir. Ayrıca vasiyetname miras bırakanın ölümüne kadar her zaman geri alınabilir veya değiştirilebilir; oysa sözleşme imzalandıktan sonra ancak tüm mirasçıların yeniden rızasıyla değiştirilebilir. Bu nedenle sözleşme, vasiyetnameye kıyasla çok daha istikrarlı ve kesin bir paylaşım aracıdır.
1. Tüm mirasçıları sürece dahil edin. Sözleşme, mirasçılardan birinin haberi olmadan veya zorla imzalatılarak yapılırsa geçersiz sayılabilir. Herkesin eşit bilgiye sahip olması ve gönüllü katılımı şarttır. Özellikle yurt dışında yaşayan mirasçı varsa sürece çevrimiçi toplantılarla dahil edilmeli ve vekaletname düzenlenmelidir.
2. Değerleme yaptırın. Mal paylaşımında adaleti sağlamak için taşınmaz, araç, hisse senedi gibi varlıkların güncel piyasa değerlerinin belirlenmesi gerekir. Bir gayrimenkul değerleme uzmanından rapor alınması, ileride “benim aldığım mal daha değersizdi” gibi itirazları önler. Örneğin 2024 yılında İstanbul’da bir dairenin değeri 3 milyon TL iken, aynı büyüklükteki bir başka daire semt farkıyla 2 milyon TL olabilir; bu fark sözleşmede denkleştirme ile giderilmelidir.
3. Noter huzurunda imzalayın. Sözleşmenin noter tarafından düzenlenmesi veya onaylanması, hukuki güvence sağlar. Noter, tarafların kimlik tespitini yapar, irade beyanlarını kayıt altına alır ve sözleşmenin geçerlilik şartlarını denetler. Aksi halde sözleşmenin geçersizliği ileri sürülebilir.
4. Vergisel yükümlülükleri önceden hesaplayın. Mirasçılar arasında nakit ödeme veya takas yapılacaksa, tapu harcı ve gelir vergisi doğabilir. Bir mali müşavirle çalışarak bu maliyetleri sözleşme metninde netleştirin. Örneğin, “Fazla pay alan mirasçı, diğerlerine yapacağı ödemenin tapu harcını da üstlenecektir” şeklinde bir madde eklenebilir.
5. Sözleşmeyi tapuda tescil ettirin. Taşınmaz mallar için noter sözleşmesi yeterli değildir; tapu müdürlüğüne başvurarak her bir taşınmazın mülkiyetini ilgili mirasçı adına tescil ettirmek gerekir. Bu işlem yapılmazsa sözleşme sadece mirasçılar arasında geçerlidir ve üçüncü kişilere karşı koruma sağlamaz.
6. Saklı payları gözetin. Mirasçılar arasında yapılan sözleşme, kanuni mirasçıların saklı payını ihlal edemez. Örneğin, bir mirasçının payı saklı payının altına düşüyorsa, o mirasçı sözleşmeyi imzalamış olsa bile daha sonra tenkis davası açma hakkı saklıdır. Bu nedenle sözleşme hazırlanırken her mirasçının asgari yasal payını aldığından emin olun.
7. Gelecekteki olası anlaşmazlıkları engellemek için ayrıntılı yazın. Sözleşmede her bir malın açık adresi, tapu bilgileri, plaka numarası, hesap numarası gibi detaylar yer almalıdır. Ayrıca “Mirasçı A, evin bakım masraflarını üstlenir” gibi yan yükümlülükler de varsa mutlaka yazılı hale getirilmelidir. Sözlü anlaşmalar mahkemede ispatı zor olduğu için sıkıntı yaratabilir.
8. Arabuluculuk seçeneğini değerlendirin. Özellikle mirasçılar arasında gerginlik varsa, sözleşme yapılmadan önce bir arabulucu eşliğinde toplantı yapmak faydalı olabilir. Arabulucu tarafları bir araya getirir, objektif bir şekilde paylaşım seçeneklerini sunar ve uzlaşma sağlanırsa sözleşme daha sağlıklı hazırlanır.
9. Mirasçılardan biri küçük veya kısıtlı ise mahkeme izni alın. Yasal temsilcinin katılımı tek başına yeterli değildir; ayrıca sulh hukuk mahkemesinden izin alınması gerekir. Aksi halde sözleşme o mirasçı yönünden geçersiz sayılır.
10. Sözleşmenin bir kopyasını saklayın. Noterde düzenlenen asıl sözleşme noterde kalır, ancak her mirasçıya imzalı bir örneği verilmelidir. Ayrıca tapuda tescil yapıldıktan sonra tapu müdürlüğünden alınan belgeler de saklanmalıdır. Bu belgeler ileride herhangi bir uyuşmazlıkta delil olarak kullanılır.
Miras paylaşım sözleşmesi, mirasçılar arasında terekenin nasıl bölüneceğini belirleyen hukuki bir belgedir. Bu sözleşme, aile içi uyuşmazlıkları önler, mahkeme süreçlerini ortadan kaldırır ve herkesin kendi rızasıyla bir paylaşım modeli oluşturmasını sağlar. Özellikle birden fazla mirasçının olduğu durumlarda, taşınmaz mallar, banka hesapları, araçlar ve işletmeler gibi varlıkların adil bir şekilde dağıtılması için kritik bir araçtır. Türk Medeni Kanunu'nun ilgili maddelerine dayanarak hazırlanan bu sözleşme, noter huzurunda veya mahkeme onayı ile resmiyet kazanır ve taraflar için bağlayıcıdır.
Miras bırakanın ölümünden sonra ortaya çıkan mal paylaşımı süreci, çoğu zaman duygusal çatışmalara ve hukuki karmaşaya yol açar. İnsanlar miras kalan evin kimde kalacağı, arazinin nasıl bölüneceği veya bir aile şirketinin yönetiminin kime devredileceği gibi konularda anlaşmazlığa düşebilir. İşte tam bu noktada miras paylaşım sözleşmesi devreye girer. Bu sözleşme, mirasçıların kendi aralarında yaptıkları bir anlaşma olarak, hem
hem duygusal yükü hafifletir hem de taraflar arasında güven ortamını pekiştirir. Her mirasçının kendi payını bilmesi ve kabul etmesi, ileride doğabilecek sürpriz iddiaları büyük ölçüde engeller.
Temel Kavramlar ve Tanım
Miras paylaşım sözleşmesi, birden fazla mirasçının, miras bırakanın ölümünden sonra terekeye konu mal ve hakları kendi aralarında nasıl paylaşacaklarını belirleyen, rızaya dayalı ve bağlayıcı bir hukuki sözleşmedir. Türk Medeni Kanunu’nun 676. maddesi ve devamında düzenlenen bu sözleşme, mirasçıların ortak iradesini yansıtır. Sözleşme yapılmadığı takdirde miras, kanuni mirasçılar arasında yasal pay oranlarına göre elbirliği mülkiyeti şeklinde kalır. Bu da pratikte bir malın satılması, kiralanması veya üzerinde tasarruf edilmesi için tüm mirasçıların ortak karar almasını gerektirir. Oysa miras paylaşım sözleşmesi ile her bir malın mülkiyeti belirli bir mirasçıya geçirilerek paylı mülkiyetten kurtulunur ve herkes kendi payında tek başına tasarruf yetkisi kazanır.Örneğin üç kardeşe kalan bir apartman dairesi, miras paylaşım sözleşmesi olmazsa her üçünün de ortak mülkiyetinde olur. Daireyi satmak istediklerinde üçünün de imzası gerekir, aksi halde satış gerçekleşmez. Oysa bir sözleşme ile kardeşlerden biri daireyi alır, diğerine araba, diğerine nakit para verilerek paylaşım yapılırsa herkes kendi malı üzerinde tam yetki sahibi olur. Bu sözleşme aynı zamanda mirasçılar arasında denkleştirme yapılmasına da olanak tanır; örneğin bir kardeş daha önce babasından bağış olarak bir ev almışsa, bu değer miras payından düşülerek diğer mirasçılara fazladan pay verilebilir.
Miras Paylaşım Sözleşmesinin Hukuki Dayanağı ve Şekil Şartları
Türk Medeni Kanunu’na göre miras paylaşım sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmak zorundadır ve noter tarafından düzenlenmesi veya onaylanması gerekir. Sözleşme, mirasçıların tamamının katılımıyla ve kendi rızalarıyla imzalanmalıdır. Eğer mirasçılardan biri küçük, kısıtlı veya ayırt etme gücünden yoksun ise yasal temsilcisinin (veli, vasi) katılımı ve denetim makamının (sulh hukuk mahkemesi) izni gerekir. Sözleşme yapılmadan önce mirasın açılması yani miras bırakanın ölmüş olması şarttır. Miras bırakan hayattayken yapılan sözleşmeler “miras sözleşmesi” adını alır ve farklı kurallara tabidir.Ayrıca sözleşmeye konu olan taşınmaz mallar varsa, sözleşmenin tapu müdürlüğünde tescil edilmesi gerekir. Noterde düzenlenen sözleşme, tapuda da işlem görerek her bir mirasçının payına düşen taşınmazın mülkiyeti ayrı ayrı tescil edilir. Bu işlem yapılmazsa sözleşme sadece mirasçılar arasında geçerli olur, üçüncü kişilere karşı ileri sürülemez. Örneğin bir mirasçı, sözleşmeyle kendisine verilen evi tapuda adına tescil ettirmezse, o evi başka birine satan diğer mirasçıya karşı korunamaz. Bu nedenle sözleşme sonrası tescili ihmal etmemek kritik öneme sahiptir.
Sözleşme Yapılmazsa Ne Olur? Ortaya Çıkan Sorunlar
Miras paylaşım sözleşmesi yapılmadığında mirasçılar, tereke üzerinde elbirliği mülkiyeti ile kalır. Bu durumda her bir mirasçı, terekedeki tüm mal ve haklar üzerinde birlikte hak sahibidir. Taşınmaz satışı, kira sözleşmesi, ipotek tesis etme gibi işlemler ancak tüm mirasçıların oybirliği ile karar almasıyla mümkün olur. Uygulamada bir kişinin itiraz etmesi bile tüm süreci tıkayabilir. Aile içi anlaşmazlıklar derinleşir, mahkeme kapıları aralanır ve yıllar süren izale-i şuyuu (ortaklığın giderilmesi) davaları başlar. Bu davalar hem uzun sürer hem de yüksek vekalet ücretleri ve harç masrafları doğurur.Örneğin 2023 yılında İstanbul’da bir ailede üç kardeşe kalan 3 katlı bir bina için sözleşme yapılmamış. Kardeşlerden biri binada otururken diğerleri satış istemiş. Anlaşma sağlanamayınca satış davası açılmış, mahkeme 2 yıl sürmüş, bilirkişi raporları alınmış, ihale yapılmış ve bina düşük fiyata satılmış. Oysa sözleşme ile bir kardeş binayı alıp diğerlerine nakit ödeme yapsaydı hem zaman hem para kaybı önlenebilirdi. Ayrıca sözleşme olmayınca mirasçılar arasında alacak-borç ilişkileri de karmaşık hale gelir; örneğin bir kardeşin terekeden harcama yapması veya malı kullanması durumunda diğerleri denkleştirme talep edebilir, bu da ek davalara yol açar.
Sözleşme Hazırlanırken Dikkat Edilmesi Gereken Vergisel Boyutlar
Miras paylaşım sözleşmesi, sadece mal paylaşımını değil aynı zamanda vergisel yükümlülükleri de etkiler. Mirasçılar arasında yapılan paylaşım, kanuni pay oranlarının dışına çıkmıyorsa genellikle ek bir vergi doğurmaz. Ancak bir mirasçı, kanuni payından daha fazla mal alıyor ve bu fazlalık karşılığında diğer mirasçılara nakit ödeme yapıyorsa, bu ödeme “ivazlı” bir işlem kabul edilebilir. Bu durumda tapu harcı ve gelir vergisi söz konusu olabilir. Örneğin; A kardeş payına düşen evi alırken diğer kardeşlere 500.000 TL ödüyorsa, bu ödeme aslında bir satış işlemi gibi değerlendirilir. Bu nedenle sözleşme hazırlanırken bir vergi uzmanından veya mali müşavirden destek almak akıllıca olur.Ayrıca mirasçılar arasında taşınmaz takası yapılırsa, takas edilen malların değerleri arasındaki fark üzerinden harç hesaplanır. 2024 yılı itibarıyla tapu harcı oranı alıcı ve satıcıdan ayrı ayrı %2 olmak üzere toplam %4’tür. Sözleşmede bu maliyetlerin kim tarafından karşılanacağının açıkça belirtilmesi gerekir. Aksi halde ileride vergi dairesiyle veya tapu müdürlüğüyle yaşanacak sorunlar sözleşmenin uygulanmasını geciktirebilir.
Mirasçılar Arasında Anlaşmazlık Durumunda Çözüm Yolları
Her ne kadar sözleşme rızaya dayansa da mirasçıların bir kısmı sözleşmeyi imzalamak istemeyebilir veya mevcut sözleşmenin adaletsiz olduğunu düşünebilir. Bu durumda izlenebilecek birden fazla yol vardır. Öncelikle arabuluculuk başvurusu yapılabilir; 2024 yılından itibaren miras paylaşım uyuşmazlıklarında arabuluculuk dava şartı haline gelmiştir. Arabulucu tarafları bir araya getirir, olası paylaşım senaryolarını masaya yatırır ve uzlaşma sağlanırsa tutanak düzenlenir. Bu tutanak, icra edilebilirlik şerhi alındığında mahkeme kararı gibi etki doğurur.Uzlaşma sağlanamazsa mahkemede ortaklığın giderilmesi davası açılır. Mahkeme, terekede bulunan malların aynen bölünmesine (fiziken bölünebiliyorsa) veya satılarak bedelinin paylaştırılmasına karar verir. Ancak bu yol hem maliyetli hem de zaman alıcıdır. Bir diğer seçenek ise mirasçılardan birinin diğerlerinin payını satın almasıdır. Bu, sözleşme olmadan da mümkün olsa da yine bir satış sözleşmesi yapılmasını gerektirir. En sağlıklı çözüm, herkesin katılımıyla bir miras paylaşım sözleşmesi hazırlamak ve imzalamaktır.
Gerçek Hayattan Örneklerle Miras Paylaşım Sözleşmesi
Bir aile şirketinin miras yoluyla paylaşılması en karmaşık örneklerdendir. İzmir’de iki oğlu ve bir kızı olan bir iş adamı vefat ettiğinde, geride bir tekstil fabrikası ve bir apartman bırakmıştır. Oğullar fabrikada çalışmakta, kızı ise başka bir şehirde yaşamaktadır. Miras paylaşım sözleşmesi olmazsa fabrikanın yönetimi üç kardeşin ortak kararına kalır, bu da işletmenin verimini düşürür. Sözleşme ile oğullar fabrikayı, kız ise apartmanı almış, aradaki değer farkı oğullar tarafından kıza nakit olarak ödenmiştir. Böylece şirket bölünmeden devam etmiş, tüm mirasçılar memnun kalmıştır.Bir başka örnek: Ankara’da bir aileye kalan 4 tarla ve 1 ev. Mirasçı sayısı 5 kişi. Sözleşme ile tarlalar fiziken bölünmüş (her birine belirli bir parsel), ev ise en büyük kardeşe verilmiş, diğer kardeşler evin değeri kadar ek tarla payı almıştır. Bu sayede herkes kendi parselini istediği gibi ekip biçme veya satma hakkına kavuşmuştur. Sözleşme olmasaydı tarlalar ortak mülkiyette kalacak, ekim-dikim kararları bile ortak alınacak ve sürtüşme kaçınılmaz olacaktı.
Miras Paylaşım Sözleşmesi ile Vasiyetname Arasındaki Fark
Birçok kişi miras paylaşım sözleşmesi ile vasiyetnameyi karıştırır. Oysa ikisi temelde farklıdır. Vasiyetname, miras bırakan tarafından tek taraflı olarak ölmeden önce yapılan bir düzenlemedir ve miras bırakanın son arzusunu yansıtır. Miras paylaşım sözleşmesi ise mirasçılar arasında yapılan çok taraflı bir sözleşmedir ve miras bırakanın ölümünden sonra yapılır. Vasiyetname, kanuni mirasçıların saklı paylarını ihlal edebilir (bu durumda tenkis davası açılır), ancak sözleşme tüm mirasçıların rızasıyla yapıldığından saklı pay ihlali söz konusu olmaz. Ayrıca vasiyetname mahkeme tarafından açılıp okunurken sözleşme doğrudan noter veya tapu müdürlüğünde işlem gör"Doğrudan noter veya tapu müdürlüğünde işlem görür." ifadesiyle bitirip devam edelim. Vasiyetnamenin geçerliliği için resmi vasiyetnamede noter, el yazısı vasiyetnamede ise mahkeme onayı gerekirken, miras paylaşım sözleşmesi doğrudan tarafların imzasıyla bağlayıcı hale gelir. Ayrıca vasiyetname miras bırakanın ölümüne kadar her zaman geri alınabilir veya değiştirilebilir; oysa sözleşme imzalandıktan sonra ancak tüm mirasçıların yeniden rızasıyla değiştirilebilir. Bu nedenle sözleşme, vasiyetnameye kıyasla çok daha istikrarlı ve kesin bir paylaşım aracıdır.
Uzman Önerileri ve İpuçları
Miras paylaşım sözleşmesi hazırlanırken uzman görüşü almak ve dikkatli adımlar atmak süreci sorunsuz tamamlamanın anahtarıdır. İşte konunun uzmanlarından derlenen öneriler:1. Tüm mirasçıları sürece dahil edin. Sözleşme, mirasçılardan birinin haberi olmadan veya zorla imzalatılarak yapılırsa geçersiz sayılabilir. Herkesin eşit bilgiye sahip olması ve gönüllü katılımı şarttır. Özellikle yurt dışında yaşayan mirasçı varsa sürece çevrimiçi toplantılarla dahil edilmeli ve vekaletname düzenlenmelidir.
2. Değerleme yaptırın. Mal paylaşımında adaleti sağlamak için taşınmaz, araç, hisse senedi gibi varlıkların güncel piyasa değerlerinin belirlenmesi gerekir. Bir gayrimenkul değerleme uzmanından rapor alınması, ileride “benim aldığım mal daha değersizdi” gibi itirazları önler. Örneğin 2024 yılında İstanbul’da bir dairenin değeri 3 milyon TL iken, aynı büyüklükteki bir başka daire semt farkıyla 2 milyon TL olabilir; bu fark sözleşmede denkleştirme ile giderilmelidir.
3. Noter huzurunda imzalayın. Sözleşmenin noter tarafından düzenlenmesi veya onaylanması, hukuki güvence sağlar. Noter, tarafların kimlik tespitini yapar, irade beyanlarını kayıt altına alır ve sözleşmenin geçerlilik şartlarını denetler. Aksi halde sözleşmenin geçersizliği ileri sürülebilir.
4. Vergisel yükümlülükleri önceden hesaplayın. Mirasçılar arasında nakit ödeme veya takas yapılacaksa, tapu harcı ve gelir vergisi doğabilir. Bir mali müşavirle çalışarak bu maliyetleri sözleşme metninde netleştirin. Örneğin, “Fazla pay alan mirasçı, diğerlerine yapacağı ödemenin tapu harcını da üstlenecektir” şeklinde bir madde eklenebilir.
5. Sözleşmeyi tapuda tescil ettirin. Taşınmaz mallar için noter sözleşmesi yeterli değildir; tapu müdürlüğüne başvurarak her bir taşınmazın mülkiyetini ilgili mirasçı adına tescil ettirmek gerekir. Bu işlem yapılmazsa sözleşme sadece mirasçılar arasında geçerlidir ve üçüncü kişilere karşı koruma sağlamaz.
6. Saklı payları gözetin. Mirasçılar arasında yapılan sözleşme, kanuni mirasçıların saklı payını ihlal edemez. Örneğin, bir mirasçının payı saklı payının altına düşüyorsa, o mirasçı sözleşmeyi imzalamış olsa bile daha sonra tenkis davası açma hakkı saklıdır. Bu nedenle sözleşme hazırlanırken her mirasçının asgari yasal payını aldığından emin olun.
7. Gelecekteki olası anlaşmazlıkları engellemek için ayrıntılı yazın. Sözleşmede her bir malın açık adresi, tapu bilgileri, plaka numarası, hesap numarası gibi detaylar yer almalıdır. Ayrıca “Mirasçı A, evin bakım masraflarını üstlenir” gibi yan yükümlülükler de varsa mutlaka yazılı hale getirilmelidir. Sözlü anlaşmalar mahkemede ispatı zor olduğu için sıkıntı yaratabilir.
8. Arabuluculuk seçeneğini değerlendirin. Özellikle mirasçılar arasında gerginlik varsa, sözleşme yapılmadan önce bir arabulucu eşliğinde toplantı yapmak faydalı olabilir. Arabulucu tarafları bir araya getirir, objektif bir şekilde paylaşım seçeneklerini sunar ve uzlaşma sağlanırsa sözleşme daha sağlıklı hazırlanır.
9. Mirasçılardan biri küçük veya kısıtlı ise mahkeme izni alın. Yasal temsilcinin katılımı tek başına yeterli değildir; ayrıca sulh hukuk mahkemesinden izin alınması gerekir. Aksi halde sözleşme o mirasçı yönünden geçersiz sayılır.
10. Sözleşmenin bir kopyasını saklayın. Noterde düzenlenen asıl sözleşme noterde kalır, ancak her mirasçıya imzalı bir örneği verilmelidir. Ayrıca tapuda tescil yapıldıktan sonra tapu müdürlüğünden alınan belgeler de saklanmalıdır. Bu belgeler ileride herhangi bir uyuşmazlıkta delil olarak kullanılır.