Yetkili ve Görevli Mahkeme Nasıl Belirlenir?

Miras hukuku, vasiyet, veraset ve paylaşım süreçleri hakkında soru-cevap forumu. Uzmanlardan yanıt alın.

HibiscusMagnolia

Kayıtlı Kullanıcı
Puan 0
Çözümler 0
Katılım
27 Tem 2026
Mesajlar
208
Tepkime puanı
0
HibiscusMagnolia
Bir dava açmaya karar verdiğinizde, akla gelen ilk soru genellikle “Hangi mahkemeye gideceğim?” olur. Bu soru, hukuk sisteminin en temel ama bir o kadar da karmaşık yapı taşlarından birine işaret eder: yetki ve görev kavramları. Pek çok kişi bu iki terimi birbirine karıştırır veya aynı anlamda kullanır, oysa her biri davayı kimin, nerede göreceğini belirleyen farklı kurallar bütünüdür. Görev, mahkemenin türüyle (asliye hukuk, aile, ticaret gibi) ilgiliyken yetki, coğrafi olarak hangi il veya ilçedeki mahkemenin davaya bakacağını ifade eder. Doğru mahkemeyi belirlemek, davanın usulden reddedilmesini önlemek ve zaman kaybını engellemek için hayati bir öneme sahiptir.

Bu konu, sadece avukatların değil, hukuki sürece dahil olan her bireyin bilmesi gereken bir beceridir. Yanlış mahkemede açılan bir dava, aylar süren bir yargılamanın ardından “görevsizlik” veya “yetkisizlik” kararıyla sonuçlanabilir, bu da dosyanın doğru mahkemeye gönderilmesiyle sürecin başa dönmesi anlamına gelir. Modern hukuk sistemlerinde, özellikle tüketici hukuku, iş hukuku ve aile hukuku gibi uzmanlaşmış alanlarda, görevli mahkemenin belirlenmesi daha da kritik bir hal almıştır. Şimdi, bu kavramları derinlemesine inceleyelim ve bir dava açarken nelere dikkat etmeniz gerektiğini adım adım öğrenelim.

Temel Kavramlar ve Tanım​


Yetkili ve görevli mahkeme kavramları, hukuk yargılamasının ilk ve en önemli eşiğidir. Görev, bir mahkemenin konu itibarıyla hangi tür uyuşmazlıklara bakabileceğini belirler. Örneğin, bir boşanma davasına aile mahkemesi bakarken, bir tazminat davasına asliye hukuk mahkemesi bakar. Bu ayrım, kanun koyucu tarafından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) ve ilgili özel kanunlarla düzenlenmiştir. Görev kuralları kamu düzenine ilişkindir, yani tarafların anlaşmasıyla değiştirilemez. Mahkeme, görevsiz olduğunu re’sen (kendiliğinden) tespit ederse davayı reddeder.

Yetki ise, görevli mahkeme belirlendikten sonra, bu mahkemenin hangi coğrafi birimdeki (il, ilçe) dairesinin davaya bakacağını gösterir. Genel yetki kuralı, HMK m.6’ya göre davalının yerleşim yeri mahkemesidir. Ancak sözleşmeden doğan davalarda sözleşmenin ifa edileceği yer, haksız fiilde fiilin işlendiği yer gibi özel yetki kuralları da bulunur. Yetki kurallarının bir kısmı kesin (taraflar anlaşamaz) bir kısmı ise nispidir (taraflar sözleşmeyle başka bir yer mahkemesini yetkili kılabilir). Bu iki kavramı bir örnekle somutlaştıralım: İstanbul’da oturan bir kişi, Ankara’da oturan birine karşı bir alacak davası açacaksa, önce davanın türüne göre görevli mahkeme (örneğin asliye hukuk) belirlenir, ardından yetki kuralı gereği dava Ankara’daki asliye hukuk mahkemesinde açılır, çünkü davalının yerleşim yeri Ankara’dır

Görevli Mahkemenin Belirlenmesinde Temel İlkeler​


Görevli mahkemenin tespiti, davanın türüne ve miktarına göre değişir. HMK’nın 1. maddesi, görevin kamu düzenine ilişkin olduğunu vurgular; bu nedenle mahkeme, taraflar talep etmese bile görevsizlik kararı verebilir. Genel kural, görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olmasıdır (HMK m.382/1). Ancak özel kanunlarla bu kurala istisnalar getirilmiştir: Sulh hukuk mahkemeleri, kira uyuşmazlıkları, ortaklığın giderilmesi, taşınır ve taşınmaz mal paylaşımı gibi konularda görevlidir (HMK m.383). Ticaret mahkemeleri, ticari işlerden doğan davalar ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda sayılan mutlak ticari davalara bakar. İş mahkemeleri, iş sözleşmesinden kaynaklanan alacak, tazminat ve işe iade davalarında yetkilidir (7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu). Aile mahkemeleri ise boşanma, velayet, nafaka, soybağı gibi aile hukukundan doğan uyuşmazlıklarda görev alır. Görev belirlenirken davanın konusu, talep edilen miktar ve uyuşmazlığın niteliği dikkate alınır. Örneğin, bir alacak davasında miktar 20.000 TL’nin altındaysa sulh hukuk, üstündeyse asliye hukuk görevlidir. Ancak ticari nitelikteki bir alacak, miktar ne olursa olsun ticaret mahkemesinin görev alanına girer.

Yetki Kuralları ve Türleri (Kesin Yetki, Nispi Yetki)​


Yetki kuralları, kesin yetki ve nispi yetki olarak ikiye ayrılır. Kesin yetki, kamu düzenine ilişkin olup tarafların anlaşmasıyla değiştirilemez. Örneğin, taşınmazın aynına ilişkin davalar (mülkiyet, ipotek, sınır ihlali gibi) taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde açılmak zorundadır (HMK m.12). Yine miras hukukundan doğan davalar, mirasçıların tamamına karşı açıldığında ölenin son yerleşim yeri mahkemesinde görülür (HMK m.13). Kesin yetkiye aykırılık halinde mahkeme re’sen yetkisizlik kararı verir. Nispi yetki ise tarafların iradesiyle değiştirilebilir. Genel yetki kuralı olan davalının yerleşim yeri mahkemesi nispi yetkidir. Bunun yanında sözleşmenin ifa edileceği yer, haksız fiilin işlendiği yer, sigorta sözleşmesinde sigortacının merkezi gibi özel yetki seçenekleri de nispi niteliktedir. Davacı, bu alternatiflerden birini seçebilir. Örneğin, İstanbul’da yaşayan bir kişi, Ankara’daki bir firmayla sözleşme yapmışsa ve sözleşme Malatya’da ifa edilecekse, davacı dilerse davalının yerleşim yeri olan Ankara’da, dilerse ifa yeri olan Malatya’da dava açabilir. Ancak bu seçimden sonra karşı taraf yetki itirazında bulunabilir.

Dava Türüne Göre Görevli Mahkemeler​


Her dava türü, belirli bir mahkeme türüne tabidir. Asliye hukuk mahkemeleri, sulh hukukun görevine girmeyen tüm davalara bakar (genel yetkili). Sulh hukuk mahkemeleri, daha basit ve miktarı düşük uyuşmazlıklar ile kira, ortaklığın giderilmesi gibi özel konularda görevlidir. Ticaret mahkemeleri, iki ticari işletme arasındaki uyuşmazlıklar, anonim ve limited şirket ortaklık ilişkileri, çek, poliçe, bono gibi kambiyo senetlerinden doğan davalar ile iflas ve konkordato işlemlerinde yetkilidir. İş mahkemeleri, işçi-işveren arasındaki bireysel iş sözleşmesinden kaynaklanan tüm davalar ile sendikal haklar ve toplu iş sözleşmesinden doğan uyuşmazlıklarda görev alır. Aile mahkemeleri, boşanma, velayet, nafaka, mal rejimi, evlat edinme, soybağının reddi gibi konulara bakar. Tüketici mahkemeleri ise 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamındaki uyuşmazlıklarda görevlidir; örneğin ayıplı mal veya hizmet, taksitli satış, abonelik sözleşmeleri gibi. Bu mahkemelerin görev alanı kesin olduğu için, yanlış mahkemede açılan dava derhal görevsizlik kararıyla karşılaşır.

Yetki Sözleşmeleri ve Yetki İtirazı​


Taraflar, henüz bir uyuşmazlık doğmadan önce yazılı olarak belirli bir yer mahkemesini yetkili kılabilirler. Bu sözleşmeler ancak nispi yetki kuralları için geçerlidir ve kesin yetkiye aykırı olamaz. Yetki sözleşmesi, tacirler arasında daha yaygın olup sözleşme metninde açıkça belirtilir. Örneğin, iki şirket arasındaki sözleşmede “Bu sözleşmeden doğan uyuşmazlıklarda İstanbul Mahkemeleri yetkilidir” ibaresi varsa, taraflar bu mahkemede dava açmak zorundadır. Yetki itirazı ise davalının, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını ilk itiraz olarak ileri sürmesidir. HMK m.116’ya göre yetki itirazı, cevap dilekçesinde ve davanın esasına girilmeden önce yapılmalıdır. Aksi halde davalı yetki itirazı hakkını kaybeder. Mahkeme, yetki itirazını inceler, eğer yetkisiz olduğuna karar verirse dosyayı yetkili mahkemeye gönderir. Yetki itirazı kabul edilmezse davaya devam edilir.

Görevsizlik ve Yetkisizlik Kararları ile Sonuçları​


Bir mahkeme, kendisini görevsiz veya yetkisiz gördüğünde karar verir ve dosyayı görevli/yetkili mahkemeye gönderir. Bu kararlar, tarafların itirazına açıktır. Görevsizlik kararına karşı iki hafta içinde istinaf yoluna başvurulabilir. Görevsizlik kararı kesinleşirse dosya, davacının başvurusu üzerine iki hafta içinde görevli mahkemeye gönderilir. Aksi halde dava açılmamış sayılır. Yetkisizlik kararında da benzer bir prosedür işler. Önemli bir nokta, görevsizlik ve yetkisizlik kararı veren mahkeme ile dosyanın gönderildiği mahkeme arasında uyuşmazlık çıkarsa (her ikisi de kendini görevsiz/yetkisiz görürse), bu uyuşmazlığı çözmek için ortak yüksek mahkeme (bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay) devreye girer. Bu süreç, davaların yıllarca sürmesine neden olabilir. İstatistiklere göre, ilk derece mahkemelerindeki dosyaların yaklaşık %15’i görev veya yetki uyuşmazlığı nedeniyle en az bir kez mahkeme değiştirmektedir. Bu da adalete erişimi geciktiren en büyük faktörlerden biridir.

Uygulamada Sık Karşılaşılan Durumlar (Örneklerle)​


Gerçek hayatta yetki ve görev uyuşmazlıklarına sık rastlanır. Örnek 1: Bir tüketici, internetten satın aldığı ayıplı bir ürün için dava açmak ister. Tüketici mahkemesi görevlidir. Yetki ise tüketicinin yerleşim yeri veya malın satın alındığı yer mahkemesidir (6502 sayılı Kanun m.73). Ancak bazı tüketiciler yanlışlıkla asliye hukuk mahkemesine başvurur ve görevsizlik kararı alır. Örnek 2: Bir işçi, işverene karşı kıdem tazminatı davası açar. İş mahkemesi görevlidir. Yetki, işin yapıldığı yer mahkemesidir (İş Mahkemeleri Kanunu m.5). İşçi, işverenin merkezinin bulunduğu yerde dava açmak zorunda değildir; kendi çalıştığı ilde dava açabilir. Örnek 3: Bir mirasçı, diğer mirasçılara karşı mirasın paylaştırılması davası açar. Yetki, ölenin son yerleşim yeri mahkemesidir ve kesin yetkidir. Bu nedenle mirasçılar başka bir yerde dava açamaz. Örnek 4: İki ticari işletme arasında bir sözleşme uyuşmazlığında, taraflar yetki sözleşmesi yapmışsa, sözleşmede belirtilen mahkeme yetkilidir. Yetki sözleşmesi yoksa, genel yetki kuralı geçerlidir. Bu örnekler, her dava için ayrı ayrı araştırma yapılması gerektiğini gösterir.

Uzman Önerileri ve İpuçları​


1. Dava açmadan önce mutlaka davanızın türünü belirleyin. Bir avukata danışarak görevli mahkemeyi öğrenin. Yanlış mahkeme seçimi, davanızın reddine yol açabilir.
2. Yetki sözleşmesi yapılan durumlarda, sözleşme metnini dikkatlice okuyun. Yetki şartı açık ve yazılı olmalıdır. Aksi halde geçersiz sayılabilir.
3. Kesin yetki kurallarını asla ihmal etmeyin. Taşınmaz davaları, miras davaları gibi konularda başka bir mahkeme asla yetkili değildir.
4. Davalıysanız, cevap dilekçenizde yetki itirazını mutlaka ilk olarak yapın. Süreyi kaçırırsanız bu hakkınızı kaybedersiniz.
5. Görevsizlik veya yetkisizlik kararı alırsanız, dosyanın gönderilmesi için iki haftalık süreyi kaçırmayın. Aksi halde dava açılmamış sayılır ve yeniden harç ödemeniz gerekir.
6. Tüketici, işçi, mirasçı gibi özel durumlarda yetki seçeneklerini avantaja çevirin. Örneğin, işçi kendi yerleşim yerinde dava açmak zorunda değildir; işin yapıldığı yeri seçebilir.
7. Birden fazla davalı varsa, yetki her bir davalının yerleşim yeri olabilir. Ancak dava konusu aynı ise, davalılardan birinin yerleşim yerinde tümüne karşı dava açılabilir.
8. Uyuşmazlık halinde, görevli mahkemeyi belirlemek için Yargıtay içtihatlarını veya bölge adliye mahkemesi kararlarını takip edin. Özellikle yeni kanun değişiklikleri önemlidir.
9. Dava dilekçenizde görevli mahkeme ve yetkili mahkeme bilgisini açıkça belirtin. Mahkeme re’sen kontrol edecek olsa da, sizin doğru bilgi vermeniz süreci hızlandırır.
10. Avukatsız dava açacaksanız, adliye bünyesindeki adli yardım bürosundan veya hukuk fakültelerinin uygulama birimlerinden ücretsiz danışmanlık alabilirsiniz.

Sıkça Sorulan Sorular​


Görevli mahkeme ile yetkili mahkeme arasındaki fark nedir?​

Görev, mahkemen
’in türünü (asliye hukuk, sulh hukuk, aile mahkemesi gibi) belirler. Örneğin, bir boşanma davasında görevli mahkeme aile mahkemesidir. Yetki ise aynı türdeki mahkemelerden hangi il veya ilçedeki dairesinin davaya bakacağını ifade eder. Örneğin, boşanma davasında yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri mahkemesidir. Kısaca görev “hangi tür mahkeme”, yetki “hangi yer mahkemesi” sorusuna yanıt verir.

Yetki sözleşmesi yapmak zorunlu mudur?​

Hayır, yetki sözleşmesi yapmak zorunlu değildir. Taraflar isterlerse, henüz bir uyuşmazlık doğmadan önce yazılı olarak belirli bir yer mahkemesini yetkili kılabilirler. Ancak bu sözleşme ancak nispi yetki kuralları için geçerlidir; kesin yetkiye aykırı olamaz. Yetki sözleşmesi yapılmamışsa, genel yetki kuralı olan davalının yerleşim yeri mahkemesi veya olaya özgü diğer yetki kuralları uygulanır.

Görevsizlik kararı alırsam ne yapmalıyım?​

Mahkeme görevsizlik kararı verdiğinde, bu karar kesinleştikten sonra dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi için başvurmanız gerekir. HMK m.20’ye göre, görevsizlik kararının kesinleştiği tarihten itibaren iki hafta içinde dosyanın gönderilmesini talep etmelisiniz. Aksi halde dava açılmamış sayılır ve yeniden harç ödeyerek dava açmanız gerekir. Bu süreyi kaçırmamak için avukatınızla veya adliyedeki yazı işleri müdürlüğü ile iletişime geçin.

Kesin yetki ile nispi yetki arasındaki fark nedir?​

Kesin yetki, kamu düzenine ilişkin olup tarafların anlaşmasıyla değiştirilemez. Mahkeme, kesin yetkiye aykırılığı re’sen (kendiliğinden) tespit eder ve yetkisizlik kararı verir. Örneğin, taşınmazın aynına ilişkin davalar taşınmazın bulunduğu yerde açılmak zorundadır. Nispi yetki ise tarafların iradesiyle değiştirilebilir. Genel yetki kuralı (davalının yerleşim yeri) nispi yetkidir. Davalı yetki itirazında bulunmazsa, mahkeme yetkili hale gelir.

Davacı olarak yetkili mahkemeyi nasıl seçebilirim?​

Davacı, davanın türüne göre birden fazla yetkili mahkeme varsa bunlardan birini seçebilir. Örneğin, haksız fiilden doğan bir davada hem fiilin işlendiği yer mahkemesi hem de davalının yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir. Sözleşmeden doğan davalarda sözleşmenin ifa edileceği yer de eklenir. Ancak seçim yaparken kesin yetki kurallarını ihlal etmemelisiniz. Ayrıca, seçeceğiniz mahkemenin dosyayı hızlıca sonuçlandırabilecek bir yargı çevresinde olmasına dikkat edin.

Sonuç​


Yetkili ve görevli mahkemenin doğru belirlenmesi, bir davanın sağlıklı ilerlemesi için en kritik adımlardan biridir. Görev, mahkemenin türünü belirlerken yetki, coğrafi konumunu tayin eder. Bu iki kavramı birbirine karıştırmak veya ihmal etmek, davanın usulden reddedilmesine, zaman ve para kaybına yol açar. Her dava türünün kendine özgü görev ve yetki kuralları olduğu için, dava açmadan önce mutlaka konuyu araştırmalı veya bir hukuk uzmanına danışmalısınız. Özellikle kesin yetki kurallarına uymak, tarafların anlaşmasıyla değiştirilemeyeceği için büyük önem taşır. Yetki sözleşmeleri ise ticari hayatta sıkça kullanılır ve dikkatlice hazırlanmalıdır. Unutmayın ki, doğru mahkemede açılan bir dava, adalete erişimin en kısa yoludur. Bu rehberdeki bilgileri kullanarak, hukuki sürecinizi daha bilinçli ve etkili bir şekilde yönetebilirsiniz.
 
Geri