QuartzTempo
Kayıtlı Kullanıcı
Miras paylaşımı, aile içinde en hassas ve çoğu zaman en çalkantılı süreçlerden biridir. Bir yakınını kaybetmenin acısı yaşanırken, geride kalan mal varlığının nasıl bölüşüleceği sorusu, ilişkileri zorlayan bir hukuki ve duygusal sınav haline gelir. İşte tam bu noktada, mirasçıların kendi aralarında anlaşarak bir düzen kurmalarını sağlayan “miras paylaşım sözleşmesi” devreye girer. Peki bu sözleşmeyi yaparken illa noter kapısını çalmak mı gerekir? Türk hukuk sisteminde bu konu sıkça karıştırılır ve birçok kişi ya sadece noter onayıyla geçerli olacağını düşünerek gereksiz masraf yapar ya da tam tersine sözlü anlaşmalara güvenerek büyük mağduriyetler yaşar. Bu makalede, miras taksim sözleşmesinin noterle ilişkisini tüm yönleriyle, yasal dayanakları ve pratik örneklerle ele alacağız.
Miras paylaşım sözleşmesi, aslında bir tür “taksim sözleşmesi” olup, mirasçıların el birliğiyle sahip oldukları ortaklığı sona erdirerek her birine belirli malları tahsis etmelerini sağlar. Ancak bu sözleşmenin geçerliliği, genellikle sanıldığının aksine, noter zorunluluğu taşımaz. Türk Medeni Kanunu’nun ilgili maddeleri, mirasçıların kendi aralarında yapacakları bu anlaşmanın şekil şartını belirlerken, taşınmaz malların paylaşımı söz konusu olduğunda işin rengi tamamen değişir. Tapu siciline tescil işlemleri için noter onayı bir geçerlilik değil, işlem kolaylığı veya zorunluluk haline gelir. Bu ince çizgiyi anlamak, hem zamandan hem de paradan tasarruf etmenizi sağlayacaktır.
Sözleşmenin en temel özelliği, gönüllülük esasına dayanmasıdır. Hiçbir mirasçı, istemediği bir paylaşımı kabul etmeye zorlanamaz; eğer anlaşma sa
lanamazsa, miras ortaklığı devam eder ve her mirasçı mahkemeden ortaklığın giderilmesini talep edebilir. Bu süreçte sözleşmenin şekil şartları büyük önem taşır. Türk Medeni Kanunu’nun 676. maddesi, miras taksim sözleşmesinin geçerliliğini yazılı şekle bağlamıştır. Yani tarafların imzaları bulunan bir belge düzenlenmelidir. Ancak bu yazılı şekil, sıradan bir kağıt üzerinde elle yazılmış ve imzalanmış bir metin olabilir; noterden alınması zorunlu değildir. Örneğin, üç kardeş miras kalan bir ev ve bir araba için anlaştıklarında, basit bir kağıda “Ev Ahmet’e, araba Ayşe’ye, bankadaki para Mehmet’e kalsın” yazıp imzalarlarsa, bu sözleşme hukuken geçerlidir. Fakat taşınmaz malların tapuda devri için bu yeterli olmaz; işte o noktada noter devreye girer.
Pratikte bir örnek verelim: Ahmet Bey vefat eder ve geride iki çocuğu ve bir eşi kalır. Mirasında bir apartman dairesi ve bir miktar nakit para vardır. Çocuklar ve eş, dairenin eşe, paranın da çocuklara verilmesi konusunda anlaşırlar. Bu anlaşmayı notere gitmeden, kendi aralarında imzaladıkları bir kağıtla yaparlarsa, sözleşme kendileri arasında geçerlidir. Fakat eş, daireyi kendi adına tapuda tescil ettirmek istediğinde, bu basit kağıdı tapuya ibraz edemez. Tapu müdürlüğü, noter onaylı bir sözleşme veya mahkeme kararı ister. İşte bu yüzden, taşınmaz malların bulunduğu her paylaşımda noter yoluna gitmek fiili bir zorunluluk haline gelir. Aksi halde mirasçılar önce notere gidip sözleşmeyi düzenletmek, sonra tapuda işlem yapmak zorunda kalır.
Bir diğer önemli şart, sözleşmenin taraflarının tam ehliyetli olmasıdır. Küçükler veya kısıtlılar (örneğin vesayet altındaki kişiler) adına sözleşme yapılacaksa, yasal temsilcilerinin ve gerekirse sulh hukuk mahkemesinin izni gerekir. Ayrıca sözleşme, mirasçıların saklı paylarına (Kanun’un koruduğu asgari miras hakkı) tecavüz etmemelidir. Örneğin, bir mirasçının saklı payı 1/4 iken, ona sadece 1/10 değerinde mal verilmesi halinde, o mirasçı daha sonra tenkis davası açarak hakkını talep edebilir. Uygulamada bu tür durumlar sıkça yaşanır ve noter onaylı sözleşmeler bile iptal edilebilir.
Ancak riskler de azımsanmayacak kadar büyüktür. En büyük risk, mirasçılardan birinin sonradan sözleşmeyi inkâr etmesi veya imzanın kendisine ait olmadığını iddia etmesidir. Basit bir kağıt parçası üzerinde imza incelemesi yapmak zor olabilir. Ayrıca sözleşme, tapuda işlem yapılamadığı için pratikte uygulanamaz hale gelebilir. Diğer bir risk ise, mirasçılardan birinin sonradan sözleşmenin geçersiz olduğu iddiasıyla dava açmasıdır. Mahkeme, basit yazılı şeklin yeterli olduğu durumlarda sözleşmeyi geçerli sayabilir, ancak bu süreç aylar hatta yıllar sürebilir. Bu yüzden, özellikle aile içi ilişkilerin gergin olduğu durumlarda noter onayı almak, ileride doğacak uyuşmazlıkları önlemenin en etkili yoludur.
Bir diğer tuzak, sözleşmenin içeriğinde belirsizliklerdir. “Ev eşyaları” gibi genel ifadeler kullanmak, hangi eşyanın kime ait olduğu konusunda tartışma yaratır. Her eşyanın tek tek listelenmesi veya değerlerinin yazılması daha sağlıklıdır. Ayrıca, sözleşmede mal paylaşımının yanı sıra, varsa borçların da nasıl ödeneceği belirtilmelidir. Ölen kişinin kredi kartı borcu veya kredi borcu varsa, bu borçlar mirasçılara geçer. Sözleşmede borcun hangi mirasçı tarafından ödeneceği yazılmazsa, alacaklılar tüm mirasçılara başvurabilir. Bu tür ayrıntılar, uzman bir avukat eşliğinde hazırlanan sözleşmelerde genellikle yer alır.
Bu süreçte dikkat edilmesi gereken nokta, tapu harcı ödemesidir. Miras paylaşım sözleşmesi ile yapılan tescil işlemlerinde, her bir mirasçının aldığı malın değeri üzerinden binde 68,31 oranında harç alınır (2024 yılı için geçerli oran). Ayrıca döner sermaye ücreti de ödenir. Bu masraflar, sözleşmenin noter ücretine eklenir. Noter ücreti ise, sözleşmedeki mal değerine göre değişir ve genellikle binde 1-2 civarındadır. Toplam maliyet, paylaşılan malın değerine göre birkaç bin liradan on bin
liraya kadar değişebilir. Bu masrafları göz önünde bulundurarak, özellikle yüksek değerli taşınmazların paylaşımında noter ve tapu sürecini profesyonel bir şekilde yönetmek, ileride doğacak ek davalardan daha ekonomiktir.
1. Mutlaka yazılı yapın, sözlü anlaşmalardan kaçının. Türk Medeni Kanunu, miras taksim sözleşmesi için yazılı şekil şartı arar. Sözlü olarak yapılan her türlü paylaşım, hukuken yok hükmündedir ve hiçbir mirasçıyı bağlamaz. Mutlaka bir kağıt üzerinde tüm malların listesi, paylaşım oranları ve imzalar bulunmalıdır.
2. Taşınmaz varsa notere gidin, masraftan kaçmayın. Ev, arsa, dükkan gibi gayrimenkullerin tapuda devri için noter onaylı sözleşme zorunludur. Basit bir yazılı sözleşme yapıp tapuya gitmek, işlemin reddedilmesine ve zaman kaybına yol açar.
3. Tüm mirasçıları sözleşmeye dahil edin. Bir mirasçıyı dışarıda bırakan sözleşme, o kişi açısından geçersizdir. Eksik mirasçı sonradan dava açarak kendi payını alabilir ve yapılan tüm paylaşım bozulabilir.
4. Saklı payları ihlal etmeyin. Yasal mirasçıların (çocuk, eş, anne-baba) kanunla korunan asgari payları vardır. Bu paylara tecavüz eden bir sözleşme, tenkis davasına konu olabilir. Örneğin, bir çocuğa saklı payının altında değer verilmesi halinde sözleşme mahkemece düzeltilebilir.
5. Malları açık ve net tanımlayın. “İstanbul’daki ev” yerine taşınmazın ada, parsel, pafta bilgilerini yazın. Taşınır mallar için marka, model, seri numarası gibi ayırt edici özellikleri belirtin. Belirsiz ifadeler ileride anlaşmazlık yaratır.
6. Borçları da sözleşmeye ekleyin. Ölen kişinin varsa kredi kartı, banka kredisi, vergi borcu gibi yükümlülükleri mirasçılara geçer. Sözleşmede borcun hangi mirasçı tarafından ödeneceğini veya tüm mirasçılar arasında nasıl bölüşüleceğini netleştirin.
7. Profesyonel yardım alın. Özellikle karmaşık miras dosyalarında (örneğin birden fazla taşınmaz, farklı ülkelerdeki mallar, işletme hisseleri) bir avukat veya noter eşliğinde sözleşme hazırlamak, hukuki tuzaklardan korur. Avukat ücreti, ileride doğacak dava masraflarından çok daha düşüktür.
8. Sözleşmeyi noterde düzenleme şeklinde yaptırın. Noterde “düzenleme” şeklinde yapılan sözleşmeler, hem ispat kolaylığı sağlar hem de tarafların imzalarının inkar edilmesi riskini ortadan kaldırır. Ayrıca noter, tarafların ehliyetini ve iradelerini denetleyerek sözleşmenin geçerliliğini güvence altına alır.
9. Zamanında işlem yapın. Miras paylaşım sözleşmesi için belirli bir süre sınırı yoktur, ancak mirasçılardan biri vefat eder veya mal satılırsa işler karmaşıklaşır. Mümkünse veraset ilamının alınmasından hemen sonra sözleşmeyi yapın.
10. Alternatif çözümleri değerlendirin. Anlaşma sağlanamıyorsa, mahkemeden ortaklığın giderilmesi davası açılabilir. Bu dava, satış yoluyla paylaşım veya fiili taksim sonucu doğurur. Ancak bu yöntem uzun ve masraflıdır; bu nedenle anlaşma mümkünken sözleşme yolunu tercih edin.
Miras paylaşım sözleşmesi, aslında bir tür “taksim sözleşmesi” olup, mirasçıların el birliğiyle sahip oldukları ortaklığı sona erdirerek her birine belirli malları tahsis etmelerini sağlar. Ancak bu sözleşmenin geçerliliği, genellikle sanıldığının aksine, noter zorunluluğu taşımaz. Türk Medeni Kanunu’nun ilgili maddeleri, mirasçıların kendi aralarında yapacakları bu anlaşmanın şekil şartını belirlerken, taşınmaz malların paylaşımı söz konusu olduğunda işin rengi tamamen değişir. Tapu siciline tescil işlemleri için noter onayı bir geçerlilik değil, işlem kolaylığı veya zorunluluk haline gelir. Bu ince çizgiyi anlamak, hem zamandan hem de paradan tasarruf etmenizi sağlayacaktır.
Temel Kavramlar ve Tanım
Miras paylaşım sözleşmesi, hukuki terminolojide “miras taksim sözleşmesi” olarak adlandırılır. Ölen bir kişinin (muris) geride bıraktığı mal varlığının, yasal mirasçılar veya atanmış mirasçılar arasında nasıl bölüşüleceğini belirleyen, tarafların karşılıklı iradeleriyle oluşturdukları bir sözleşmedir. Bu sözleşme ile mirasçılar, elbirliği mülkiyeti (iştirak halinde mülkiyet) altında bulunan mallar üzerindeki ortaklıklarını sona erdirir ve her bir mirasçıya belirli bir mal veya hak üzerinde tek başına tasarruf yetkisi verirler.Sözleşmenin en temel özelliği, gönüllülük esasına dayanmasıdır. Hiçbir mirasçı, istemediği bir paylaşımı kabul etmeye zorlanamaz; eğer anlaşma sa
lanamazsa, miras ortaklığı devam eder ve her mirasçı mahkemeden ortaklığın giderilmesini talep edebilir. Bu süreçte sözleşmenin şekil şartları büyük önem taşır. Türk Medeni Kanunu’nun 676. maddesi, miras taksim sözleşmesinin geçerliliğini yazılı şekle bağlamıştır. Yani tarafların imzaları bulunan bir belge düzenlenmelidir. Ancak bu yazılı şekil, sıradan bir kağıt üzerinde elle yazılmış ve imzalanmış bir metin olabilir; noterden alınması zorunlu değildir. Örneğin, üç kardeş miras kalan bir ev ve bir araba için anlaştıklarında, basit bir kağıda “Ev Ahmet’e, araba Ayşe’ye, bankadaki para Mehmet’e kalsın” yazıp imzalarlarsa, bu sözleşme hukuken geçerlidir. Fakat taşınmaz malların tapuda devri için bu yeterli olmaz; işte o noktada noter devreye girer.
Noter Zorunluluğu ve Taşınmaz Mallar
Miras paylaşım sözleşmesinin en kritik noktası, taşınmaz malların (arsa, ev, tarla gibi) paylaşımını içermesidir. Eğer sözleşme sadece taşınır mallar (para, araba, ziynet eşyası) üzerineyse, noter onayı olmadan da geçerlidir. Ancak taşınmaz bir malın mülkiyeti bir mirasçıya geçecekse, Tapu ve Kadastro Müdürlüğü’nde tescil yapılabilmesi için sözleşmenin noter tarafından düzenlenmiş veya onaylanmış olması gerekir. Tapu Sicil Tüzüğü’ne göre, miras taksim sözleşmesi noterlikçe düzenlenmediği takdirde tapuda işlem yapılamaz. Bu durum, uygulamada sıkça karıştırılır: Birçok kişi “miras paylaşım sözleşmesi noterde yapılır mı” sorusuna doğrudan “evet” cevabını verse de, aslında bu sadece taşınmazlar için geçerli bir zorunluluktur.Pratikte bir örnek verelim: Ahmet Bey vefat eder ve geride iki çocuğu ve bir eşi kalır. Mirasında bir apartman dairesi ve bir miktar nakit para vardır. Çocuklar ve eş, dairenin eşe, paranın da çocuklara verilmesi konusunda anlaşırlar. Bu anlaşmayı notere gitmeden, kendi aralarında imzaladıkları bir kağıtla yaparlarsa, sözleşme kendileri arasında geçerlidir. Fakat eş, daireyi kendi adına tapuda tescil ettirmek istediğinde, bu basit kağıdı tapuya ibraz edemez. Tapu müdürlüğü, noter onaylı bir sözleşme veya mahkeme kararı ister. İşte bu yüzden, taşınmaz malların bulunduğu her paylaşımda noter yoluna gitmek fiili bir zorunluluk haline gelir. Aksi halde mirasçılar önce notere gidip sözleşmeyi düzenletmek, sonra tapuda işlem yapmak zorunda kalır.
Sözleşmenin Geçerlilik Şartları ve İçeriği
Miras paylaşım sözleşmesinin hukuken geçerli olabilmesi için bazı unsurları taşıması gerekir. Öncelikle, sözleşme yazılı olmalı ve tüm mirasçılar tarafından imzalanmalıdır. Sözlü anlaşmalar, Türk Medeni Kanunu’nun aradığı şekil şartını karşılamadığı için geçersizdir. Mirasçılardan birinin imzası eksikse, sözleşme o kişi açısından bağlayıcı olmaz. Ayrıca sözleşmede, paylaşıma konu olan malların açıkça tanımlanması gerekir. “Ev” yerine “İstanbul ili, Kadıköy ilçesi, Caferağa Mahallesi, 123 ada, 45 parsel sayılı taşınmaz” gibi net ifadeler kullanılmalıdır. Paylaşım oranları da belirsizlik yaratmayacak şekilde yazılmalıdır.Bir diğer önemli şart, sözleşmenin taraflarının tam ehliyetli olmasıdır. Küçükler veya kısıtlılar (örneğin vesayet altındaki kişiler) adına sözleşme yapılacaksa, yasal temsilcilerinin ve gerekirse sulh hukuk mahkemesinin izni gerekir. Ayrıca sözleşme, mirasçıların saklı paylarına (Kanun’un koruduğu asgari miras hakkı) tecavüz etmemelidir. Örneğin, bir mirasçının saklı payı 1/4 iken, ona sadece 1/10 değerinde mal verilmesi halinde, o mirasçı daha sonra tenkis davası açarak hakkını talep edebilir. Uygulamada bu tür durumlar sıkça yaşanır ve noter onaylı sözleşmeler bile iptal edilebilir.
Notere Gitmeden Yapılan Sözleşmelerin Riskleri ve Avantajları
Noter masrafı ve zaman kaybından kaçınmak isteyen birçok mirasçı, kendi aralarında imzaladıkları basit bir belgeyle yetinmeyi tercih eder. Bu yöntemin en büyük avantajı, işlemin hızlı ve ücretsiz olmasıdır. Özellikle sadece taşınır malların (banka hesabı, araç, hisse senedi) paylaşılması durumunda noter şartı aranmadığı için bu tür bir sözleşme yeterli olabilir. Bankalar veya noterler, araç devri için de taksim sözleşmesi yerine doğrudan veraset ilamı ile işlem yapabildiğinden, bu tür durumlarda sözleşmeye hiç ihtiyaç duyulmayabilir.Ancak riskler de azımsanmayacak kadar büyüktür. En büyük risk, mirasçılardan birinin sonradan sözleşmeyi inkâr etmesi veya imzanın kendisine ait olmadığını iddia etmesidir. Basit bir kağıt parçası üzerinde imza incelemesi yapmak zor olabilir. Ayrıca sözleşme, tapuda işlem yapılamadığı için pratikte uygulanamaz hale gelebilir. Diğer bir risk ise, mirasçılardan birinin sonradan sözleşmenin geçersiz olduğu iddiasıyla dava açmasıdır. Mahkeme, basit yazılı şeklin yeterli olduğu durumlarda sözleşmeyi geçerli sayabilir, ancak bu süreç aylar hatta yıllar sürebilir. Bu yüzden, özellikle aile içi ilişkilerin gergin olduğu durumlarda noter onayı almak, ileride doğacak uyuşmazlıkları önlemenin en etkili yoludur.
Miras Paylaşım Sözleşmesinde Dikkat Edilmesi Gereken Hukuki Tuzaklar
Miras paylaşım sözleşmesi yaparken karşılaşılan en yaygın hukuki tuzaklardan biri, eksik mirasçı listesidir. Mirasçılardan birinin sözleşmeye dahil edilmemesi, sözleşmeyi tamamen geçersiz kılmaz, ancak o mirasçıya karşı ileri sürülemez. Örneğin, üç kardeşten biri yurt dışında yaşıyor ve haberi olmadan diğer iki kardeş paylaşım yaparsa, yurt dışındaki kardeş sonradan gelip kendi payını talep edebilir. Bu durumda daha önce yapılan paylaşım bozulur.Bir diğer tuzak, sözleşmenin içeriğinde belirsizliklerdir. “Ev eşyaları” gibi genel ifadeler kullanmak, hangi eşyanın kime ait olduğu konusunda tartışma yaratır. Her eşyanın tek tek listelenmesi veya değerlerinin yazılması daha sağlıklıdır. Ayrıca, sözleşmede mal paylaşımının yanı sıra, varsa borçların da nasıl ödeneceği belirtilmelidir. Ölen kişinin kredi kartı borcu veya kredi borcu varsa, bu borçlar mirasçılara geçer. Sözleşmede borcun hangi mirasçı tarafından ödeneceği yazılmazsa, alacaklılar tüm mirasçılara başvurabilir. Bu tür ayrıntılar, uzman bir avukat eşliğinde hazırlanan sözleşmelerde genellikle yer alır.
Tapuda Tescil Süreci ve İzlenecek Yol
Miras paylaşım sözleşmesi, noterde düzenlendikten sonra tapuda tescil işlemlerine geçilir. Süreç şöyle işler: Mirasçılar öncelikle bir notere giderek sözleşmeyi hazırlatır. Noter, tarafların kimliklerini tespit eder, iradelerini açıklamalarını sağlar ve sözleşmeyi düzenler. Düzenleme şeklindeki bu sözleşme, noter tarafından onaylanır ve taraflara birer örnek verilir. Ardından, sözleşme ile birlikte veraset ilamı (mirasçılık belgesi) ve tapuya başvurulur. Tapu müdürlüğü, sözleşmenin noter onaylı olup olmadığını kontrol eder ve her bir taşınmazı ilgili mirasçı adına tescil eder.Bu süreçte dikkat edilmesi gereken nokta, tapu harcı ödemesidir. Miras paylaşım sözleşmesi ile yapılan tescil işlemlerinde, her bir mirasçının aldığı malın değeri üzerinden binde 68,31 oranında harç alınır (2024 yılı için geçerli oran). Ayrıca döner sermaye ücreti de ödenir. Bu masraflar, sözleşmenin noter ücretine eklenir. Noter ücreti ise, sözleşmedeki mal değerine göre değişir ve genellikle binde 1-2 civarındadır. Toplam maliyet, paylaşılan malın değerine göre birkaç bin liradan on bin
liraya kadar değişebilir. Bu masrafları göz önünde bulundurarak, özellikle yüksek değerli taşınmazların paylaşımında noter ve tapu sürecini profesyonel bir şekilde yönetmek, ileride doğacak ek davalardan daha ekonomiktir.
Uzman Önerileri ve İpuçları
1. Mutlaka yazılı yapın, sözlü anlaşmalardan kaçının. Türk Medeni Kanunu, miras taksim sözleşmesi için yazılı şekil şartı arar. Sözlü olarak yapılan her türlü paylaşım, hukuken yok hükmündedir ve hiçbir mirasçıyı bağlamaz. Mutlaka bir kağıt üzerinde tüm malların listesi, paylaşım oranları ve imzalar bulunmalıdır.
2. Taşınmaz varsa notere gidin, masraftan kaçmayın. Ev, arsa, dükkan gibi gayrimenkullerin tapuda devri için noter onaylı sözleşme zorunludur. Basit bir yazılı sözleşme yapıp tapuya gitmek, işlemin reddedilmesine ve zaman kaybına yol açar.
3. Tüm mirasçıları sözleşmeye dahil edin. Bir mirasçıyı dışarıda bırakan sözleşme, o kişi açısından geçersizdir. Eksik mirasçı sonradan dava açarak kendi payını alabilir ve yapılan tüm paylaşım bozulabilir.
4. Saklı payları ihlal etmeyin. Yasal mirasçıların (çocuk, eş, anne-baba) kanunla korunan asgari payları vardır. Bu paylara tecavüz eden bir sözleşme, tenkis davasına konu olabilir. Örneğin, bir çocuğa saklı payının altında değer verilmesi halinde sözleşme mahkemece düzeltilebilir.
5. Malları açık ve net tanımlayın. “İstanbul’daki ev” yerine taşınmazın ada, parsel, pafta bilgilerini yazın. Taşınır mallar için marka, model, seri numarası gibi ayırt edici özellikleri belirtin. Belirsiz ifadeler ileride anlaşmazlık yaratır.
6. Borçları da sözleşmeye ekleyin. Ölen kişinin varsa kredi kartı, banka kredisi, vergi borcu gibi yükümlülükleri mirasçılara geçer. Sözleşmede borcun hangi mirasçı tarafından ödeneceğini veya tüm mirasçılar arasında nasıl bölüşüleceğini netleştirin.
7. Profesyonel yardım alın. Özellikle karmaşık miras dosyalarında (örneğin birden fazla taşınmaz, farklı ülkelerdeki mallar, işletme hisseleri) bir avukat veya noter eşliğinde sözleşme hazırlamak, hukuki tuzaklardan korur. Avukat ücreti, ileride doğacak dava masraflarından çok daha düşüktür.
8. Sözleşmeyi noterde düzenleme şeklinde yaptırın. Noterde “düzenleme” şeklinde yapılan sözleşmeler, hem ispat kolaylığı sağlar hem de tarafların imzalarının inkar edilmesi riskini ortadan kaldırır. Ayrıca noter, tarafların ehliyetini ve iradelerini denetleyerek sözleşmenin geçerliliğini güvence altına alır.
9. Zamanında işlem yapın. Miras paylaşım sözleşmesi için belirli bir süre sınırı yoktur, ancak mirasçılardan biri vefat eder veya mal satılırsa işler karmaşıklaşır. Mümkünse veraset ilamının alınmasından hemen sonra sözleşmeyi yapın.
10. Alternatif çözümleri değerlendirin. Anlaşma sağlanamıyorsa, mahkemeden ortaklığın giderilmesi davası açılabilir. Bu dava, satış yoluyla paylaşım veya fiili taksim sonucu doğurur. Ancak bu yöntem uzun ve masraflıdır; bu nedenle anlaşma mümkünken sözleşme yolunu tercih edin.